İflas Halinde Korunan İşçilik Alacakları Ve Sınırlamaları

İflas Halinde Korunan İşçilik Alacakları Ve Sınırlamaları

Ticaret mahkemesince iflasına karar verilen bir borçlunun (müfli­sin), haczedilebilen bütün malvarlığının cebri icra yolu ile paraya çevri­lip, bundan bilinen bütün alacaklıların tatmin edilmesini sağlanması iflas olarak tanımlanmıştır. İflasın açılmasıyla müflis borçlu, masaya ait mallar üzerindeki tüm tasarruf yetkisini kaybetmektedir. İflas, sadece müflisi değil ondan alacaklı olan gerçek ve/veya tüzel kişileri de ilgilendiren önemli bir olgudur. Özellikle iflas eden şirkette emeği ile çalışan işçiler açısından son derece olumsuz ve belirsiz bir süreç ortaya çıkmak­tadır. İş hukuku bakımından işverenin işçilerine olan borçları iflas idare­since üstlenilir ve işverenin hukuki işlem ehliyeti iflas kararından ötürü kalkacağından içilik alacaklarına ilişkin husumetin iflas idaresine yönel­tilmesi gerekir. Ayrıca, iflas idaresi işverene özgü talimat verme yetki­sini kullandığından somut işveren konumuna gelmektedir. Bu sebeple Hukuk sistemimizde, iflasın açılmasıyla iş sözleşmesinin kendiliğinden sona ereceğini öngören bir hüküm bulunmadığı için kural olarak, işve­renin iflası halinde iş sözleşmelerinin devam ettiği kabul edilmektedir. Söz konusu düzenlemeler sosyal devlet ilkesinin bir gereği olarak yapı­lır. Bu şekilde işverenin iflası ile sonuçlanan faaliyette işçinin hak ve ala­cakları imtiyazlı alacak olarak korunması gerekir.

İflasın açılmasıyla müflis borçlu, masaya ait mallar üzerindeki tüm tasarruf yetkisini kaybettiği için işçi ile işveren arasındaki sözleşmelerin taraflarca kararlaştırıldığı şekilde ifa edilmesini önemli ölçüde engelle­mekte ve sözleşmenin amacı ağır bir şekilde tehlikeye girmektedir. Ancak iflasın açılmasıyla iş sözleşmesinin kendiliğinden sona ereceğini öngören bir hüküm bulunmadığı için kural olarak, işverenin iflası halin­de iş sözleşmelerinin devam ettiği kabul edilmektedir. İcra ve İflas Kanunu’nun 198 ve 224. maddelerinde öngörülen iflas idaresinin seçim hakkı ve sözleşmenin aynen ifasına karar vererek iş vermeye devam edebilmesi, iş sözleşmesinin iflasla sona ermeyeceği anlamına gelmekte­dir ki ayrıca Yargıtay’da verdiği bir Kararda “…Öte yandan önceki işve­renlerin iflası ile hizmet akdinin sona erdiği de kabul edilemez. Çünkü davacı iflastan sonra da çalışmasını sürdürmüştür… Önceki dönem için süre ve ücret dikkate alınarak masa aleyhine hüküm kurulmalıdır.” hükmüne vararak, iş sözleşmesinin işverenin iflasıyla birlikte sona ermediğini açıkça kabul etmiştir. İş sözleşmesi devam etse de işçinin haklarının tam olarak korunduğu söylenemeyebilir. Bu sebeple işvereni iflas eden işçinin hak­larının imtiyazlı haklarla korunması gerekmektedir.

Teminat İsteme Hakkı ve İş Akdinin Feshi

İcra ve İflas Kanunu’nun 198. maddesi gereği iflas idaresi, müflisin sözleşmeden doğan borcunun aynen ifasına karar verdiğinde, alacaklı iflas idaresinden, kendisine yapılacak karşı edimin teminat altına alın­masını isteyebilir. Kanun maddesinde görüldüğü üzere; alacaklıya tanı­nan teminat isteme yetkisi mutlak olup, hiçbir şarta bağlanmamıştır, ancak hemen belirtmek gerekirse; burada talep müflise değil, iflas masa­sına yöneltilecektir ve söz konusu teminat alacaklının uğradığı zararın karşılanmasını sağlayabilecek durumda olmalıdır. Ayrıca iflas idaresi, sözleşmenin aynen ifasına karar verdikten sonra karşı taraf gerekli temi­nat kendisine gösterilene kadar kendi edimini ifadan kaçınabilir. Verilen sürede gerekli teminat gösterilmezse, sözleşmeyi feshedebilir394. İflas idaresince gerekli teminat gösterildikten sonra, sözleşme bu nedene da­yanarak feshedilemez. Teminat göstermek, iflas idaresi bakımından zo­runluluk değil, yetkidir. Karşı tarafın sözleşmeyi feshetmesini isteme­mekteyse, teminat göstermelidir.

Ücret ve Ücret Niteliğindeki Menfaatler

İİK. m. 206′ ya göre iflasın açılmasından önceki bir yıl için kanun ve söz­leşmelerden doğan ücret, birinci sıra önceliğe sahiptir. Daha önceki zaman dilimine ait ücretlere ayrıcalık tanınmamıştır. Aynı kanunun m. 140/2′ si iflas halinde uygulanacak alacaklılar sırasının haciz halinde de uygula­nacağını öngördüğünden işçi alacakları haciz yolu ile takipte de aynı düzeyde ayrıcalıklı sayılır.

Bunun gibi, İş Kanunu işverenlere karşı üçüncü kişiler tarafından uygulanan hacizlerde işçi ücretlerini koruyucu nitelikte bir hüküm ön­görmüştür. İş Kanununun 36/4. Maddesine göre, bir işverenin üçüncü kişiye karşı olan borçlarından dolayı işyerinde bulunan tesisat, malzeme, ham, yarı işlenmiş veya tam işlenmiş mallar veya başka kıymetler üze­rinde yapılacak haciz ve icra takibi, bu işyerinde çalışan işçilerin icr.ı kararının alındığı tarihten önceki üç aylık dönem içindeki ücret alacakla­rını karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra, kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.

Diğer taraftan MK. m. 952′ ye göre, alacaklı, borçlunun ödemekten acze düşmesi halinde, alacağı muaccel olmasa bile hapis hakkını kulla nabileceğinden işçi, işveren tarafından rızasıyla zilyedi bulunduğu taşı nırı veya kıymetli evrakı üzerinde, muaccel olmamış ücret alacağı için hapis hakkına sahiptir.

Aksi kanunda veya iş akdinde veya toplu iş akdinde belirtilmiş ol madıkça ücret, çıplak ücreti ifade eder.

Ücret niteliğindeki menfaatler kavramına, kıdem ve ihbar tazminatına dahil olan ödemeler de girer. Ücret eki niteliğindeki bu ödemelerin korunan alacaklar kapsamında değerlendirilmesi için kanundan veya sözleşmeden doğması, parayla ölçülebilmesinin mümkün olması ve devamlılık arz etmesi gerekmektedir. Bunlara örnek olarak; ikramiye, prim, kardan alınan pay, komisyon, ayni ödemeler gösterilebilir.

Fazla Çalışma Ücreti

İflastan ötürü iş ilişkisinin son bulmasında fazla çalışma ücreti; ifla­sın açılmasından önceki bir yıl içinde hak edilmiş olması halinde birinci sıradan ödenecektir. Fazla çalışma ücretleri fazla çalışmanın yapıldığı dönemdeki ücretler göz önüne alınarak hesaplanmalıdır.

Yıllık İzin Ücreti

Kullanılmayan izin hakkı, iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde gerçekleşmişse izin hakkının karşılığı olan para önceliklidir. İflasın açılmasında önceki bir yıl içinde hak etmiş olduğu yıllık ücretli iznin karşı­lığı alacağın hesaplanıp bunun birinci sıra önceliğinden yararlandırılması söz konusudur. İflasın açılmasından önceki bir yıldan eski dönemde kullanılmamış yıllık ücretli izin haklarının karşılığı alacağın ise öncelikten yararlanabilmesi mümkün olmaz.

Kıdem Tazminatı

İİK. m. 206′ da iş ilişkisinin iflas sebebiyle son bulması durumunda kıdem tazminatının imtiyazlı alacak olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla iflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş olma şartı kı­dem tazminatı için geçerli değildir.

İhbar Tazminatı

Müflis işveren, iflasın açılmasında önce ihbar tazminatını ödemesini gerektirir şekilde işçinin iş sözleşmesini feshetmişse, yani ihbar önellerine uymayarak işine son vermiş olduğu işçi varsa, bu işçi hak kazandığı ihbar tazminatını İİK. m. 206′ ya göre birinci sıradan alacaktır. İflasın açılmasından önceki bir yıl içinde tahakkuk etmiş olması halinde ya da iflas sebebiyle bildirim sürelerine uyulmaksızın iş sözleşmesi feshedilmiş işçiler varsa, birinci sıradan ihbar tazminatı ödenecektir.

Son olarak İİK. m.206 gereğince, işçi ücretleri imtiyazlı alacaklardan sayılıp, birinci sırada yer aldıkları cihetle öncelikle ve tam olarak ödenir. Zira birinci sıradaki alacaklılar alacaklarını tamamen olmadıkça sonra gelen sıradakiler bir şey alamazlar.

Ancak, işçi alacaklarına tanınan bu imtiyaz bir ölçüde yanıltıcı olabilir. Zira İİK. m 206.’ ya göre, iflas masası, malların satışından son­ra elde edilecek paradan rehinli alacakları, masa alacaklarını, kamu alacaklarını ve özel kanunlarla imtiyaz; tanınmış alacakları ödediktim sonra kalan para imtiyazlı alacaklılara dağıtılacaktır. Böylece bu borç­lar ifa edildikten sonra, imtiyazlı alacakların birinci sırasını teşkil eden işçi alacaklarına sıra gelecek ve müflis işverenin işçilerine bir yıllık süre ile sınırlı olarak ve fakat arta kalan miktar üzerinden ödeme yapılabilecektir.