Tazyik – Disiplin Hapsi Ve İnfazı Nasıl Yapılır?

Tazyik – Disiplin Hapsi Ve İnfazı Nasıl Yapılır?

TAZYİK HAPSİ GEREKTİREN İCRA SUÇLARI

Hapsen tazyik yaptırımını gerektiren ve icra suçu sayılan eylemler İcra İf­las Kanunu’nun “cezai hükümler” başlıklı on altıncı babında hükme bağlanmıştır.

İşte bu bölümde daha çok, tazyik hapsini gerektiren ve icra suçu sayılan ey­lemlerin neler olduğu genel olarak vurgulanacak; aşağıda açıklanacak olan icra suçlarından en önemlisi olan ve Kanunu’nun 340. maddesinde hükme bağlanan “borçlunun ödeme şartını ihlal suçu” nun maddi ve manevi unsuru ile failin yar­gılanması ve tazyik hapsinin infazında dikkat edilmesi gereken hususlar inceleme konusu yapılacaktır. Ancak hemen belirmek isterim ki; özellikle yargılama usulü ile ilgili yapılacak tüm açıklamalar, tazyik hapsini gerektiren diğer icra suçları bakımından da geçerlidir.

İcra ve İflas Kanununun dışında, özel kanun niteliğinde bulunan 6183 sayılı Kanunun “mal bildiriminde bulunmayanlar” kenar başlıklı 60 inci maddesi gereğince de tazyik hapsine karar verilebilir. Söz konusu madde hükmüne göre; kendi­sine ödeme emri tebliğ edilen borçlu, 7 günlük müddet içinde borcunu ödemediği ve mal bildiriminde de bulunmadığı takdirde mal bildiriminde bulununcaya kadar bir defaya mahsus olmak ve üç ayı geçmemek üzere hapisle tazyik olunur.

Hemen ifade etmek isterim ki; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 354, IV maddesi uyarınca nafaka alacaklarına ilişkin takipler hariç, alacak miktarı Asgari ücret Tespit Komisyonu tarafından her yıl belirlenen aylık en yüksek brüt asgari ücret tutarının altında kalan takiplerde bu Kanunda öngörülen disiplin ve tazyik hapsi uygulanmaz.

1.1.2012 tarihinden geçerli olmak üzere en yüksek brüt asgari ücret 886, 50 11 tespit ve ilan edilmiştir. Buna göre alacak miktarı 886,50 TL nin altında ise hapsen tazyik kararı verilemez. Ancak bu sınırlama nafaka alacakları için geçerli değildir.

Hapsen Tazyik Hapsini Gerektiren İcra Suçları

Gerçeğe aykırı beyanda bulunma (İİK m. 338/3)

Hakkında aciz vesikası alınmış borçlu, asgari ücretin üstünde bir geçim sürdüğü, aciz vesikası hamili alacaklının alacağının aciz vesikasına bağlanmasından en geç beş sene içinde müracaatı üzerine sabit olursa, asgari ücretin üstünde kalan gelirlerinden icra tetkik merciinin dörtte birden az olmamak üzere tespit edeceği kısmını merci kararının kesinleşmesinden itibaren en geç bir ay içinde ve aciz vesikasındaki borcun ödenmesine kadarı her ay icra dairesine yatırmaya mecburdur.Bu mükellefiyeti yerine getirmeyen borçlu hakkında bir yıla kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak, bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi bir yılı geçemez.

Beyandan sonra mal kazançta olan tezayüdü bildirmeyen borçlunun cezası (İİK.nun m. 339/2)

Sonradan kazandığı malları veya kazancında ve gelirinde vaki tezayütleri bu Kanun mucibince bildirmeye mecbur olan borçlu makbul bir mazereti olmaksızın yedi gün içinde icra dairesine taahhütlü mektupla veya şifahi surette bildirmezse ve bu mal veya kazancı asıl veya bedel itibariyle mevcut olduğu takdirde, on gün; inal veya kazancını asıl veya bedel itibariyle makbul bir sebep olmaksızın elden çıkarmışsa, bir aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılır. Bu cezalara alacaklının şikâyeti üzerine karar verilir. Kişi, icra takibine konu olan borcu tamamen ödediği takdirde, bu ceza düşer.

Çocuk teslimi emrine muhalefet (İİK.nun m. 341)

Çocuk teslimi hakkındaki ilâmın veya ara kararının gereğini yerine getirim yen veya yerine getirilmesini engelleyen kişinin, lehine hüküm verilmiş kimsenin şikâyeti üzerine, altı aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra ilâmın veya ara kararının gereği yerine getirilirse, kişi tahliye edilir.

İİK.nun 30 ve 31. maddelerine aykırı hareket etmek

Yalnız kendisi tarafından yapılacak olan bir işin yapılması veya bir işin yapılmaması yahut bir irtifak hakkının tesisi veya kaldırılması hakkındaki ilânı hükümlerine makbul mazerete müstenit olmayarak muhalefet eden borçluların, lehim hüküm verilmiş kimsenin şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra ilâmın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir.

Nafakaya İlişkin Kararlara Uymamak (İİK.nun m. 344)

Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir. Borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir.

Borçlunun ödeme şartını ihlal suçu

Maddi Unsur

İnceleme konusu olan suçun oluşabilmesi için “ödeme şartı”nın ihlal edilmesi gerekir. Başka bir ifade ile borçlu İİK.nun 111. maddesi uyarınca veya alacaklının muvafakati ile icra dairesinde ödeme şartının haklı bir gerekçe olmaksızın ihlal edilmesi zorunludur.

Maddi unsur bakımından önemli bir yere sahip olan “ödeme şartı İİK.nun 111. maddesi uyarınca ya da alacaklının muvafakati ile icra dairesinde kararlaştırılır.

Kanuni Ödeme Şartı:

“Taksitle ödeme” başlıklı İİK.nun 111 .maddesine göre borçlu, icra takibine konu borcunu taksitler halinde ödemeyi taahhüt edebilir. Bu halde alacaklanın muvafakati gerekli değildir. Alacaklı kabul etmese dahi, borçlu icra dairesinde; alacaklının satış talebinden evvel, borcunu muntazam taksitlerle ödeneği taahhüt etmesi ve birinci taksiti de derhal ödemesi ile ödemesi şartı yerine getirmiş olur.

Taksitle ödeme taahhüt beyanının geçerli olabilmesi için;

Borçlunun kafi miktar malı haczedilmiş bulunması,

Her taksitin borcun dörtte biri miktarından aşağı olmaması,

Aydan aya verilmesi ve müddetin üç aydan fazla olmaması, şarttır.

Taraflarca Kararlaştırılan Ödeme Şartı:

İİK.nun 111. maddesinde hükme bağlanan taksitle ödeme taahhüdünün dışında alacaklının muvafakati ile icra dairesinde ödeme şartı kararlaştırılabilir. Taraf­larca kararlaştırılan ödeme şartının oluşabilmesi için taksitle ödeme taahhüdünde belirtildiği gibi şekil şartlarının oluşması şart değildir. Taraflarca kararlaştırılan Ödeme şartının oluşabilmesi için borçlunun ödeme planına alacaklının muvafakat etmesi şarttır. Alacaklı muvafakat ederse, borçlunun ödeme taahhüdü geçerli sayı­lır.

Taraflarca kararlaştırılan ödeme şartında, borçlu borcunu ödeme taahhüdünde bulunmasına karşın, alacaklı bu taahhüdü kabul edip etmediğine dair beyanı bulunmaz ise bu suç oluşmaz.

Borç taahhüdünü içeren tutanakta ödenmesi gerekli toplam borç miktarının, tüm fer’ileri ile birlikte hesaplanıp açıkça gösterilmesi veya taahhüt beyanında be­lli edilmesi gerekir. Bu hususu içermeyen borç taahhüdü hukuken geçersiz sayılır, loplam borç miktarı rakamla yazılmasına rağmen tüm ferilerin miktarı açıkça be­lirtilmeksizin belirtilen borç miktarı yanında “tüm feri’leri ile birlikte ödeyeceğine” dair borç taahhüdü geçerli sayılır. 

Manevi Unsur

Borçlunun ödeme şartını ihlal suçu ancak kasıtla işlenebilir. Bu suç taksirle iş­lenmesi mümkün değildir.

Borçlu makbul (geçerli – haklı görülebilir) bir sebep olmaksızın ödeme şartını ihlal edilmesi ile suç oluşmuş sayılır.

Mahkeme, borçlunun ödeme şartını ihlal etmesinin makbul (geçerli – haklı görülebilir) bir sebebe dayanıp dayanmadığını mutlak surette araştırması gerekir.

Ödeme şartına uymama haklı bir nedene dayanmakta ise bahse konu suç oluşmaması nedeniyle, sanığın beraatine karar verilir. Örneğin borçlu yatalak hasta “İması nedeniyle ödeme şartına uymadığı doktor raporları ile tespit edilirse sanığın beraatine karar verilir. Aksi halde ödeme şartına uymama haklı bir nedene (makbul bir sebebe) dayanmıyorsa, sanığın mahkumiyetine karar verilir.

Suçun Faili

Suçun faili ancak icra dairesinde ödeme taahhüdünde bulunan borçludur. Ödeme taahhüdünde bulunmayan borçlu suçun faili olamaz. Örneğin birden fazla borçlu olmasına rağmen, usulüne uygun ödeme taahhüdünde kim bulunmuş ise bu kışı suçun faili olabilir. Borç taahhüdünde bulunmayan borçlular bu suçun faili olamaz. Bir borçlunun ödeme taahhüdü, borç taahhüdünde bulunmayan borçluları bağlamaz.

Kefil de usulüne uygun olarak borç taahhüdünde bulunmuş ve haklı bir neden olmaksızın ödeme şartına uymamış ise bu suçun faili olabilir. Kefil hakkında bu suçtan dolayı cezalandırılabilmesi için kefilin borçlu sıfatını alması şarttır. Kefil borçlu sıfatı kazanmamış ise bu suçun faili olamaz. Örnek:

Tüzel kişiler bu suçun faili olamaz. Ancak tüzel kişiliğe sahip borçlunun yetkili olan temsilcisi tarafından borç taahhüdünde bulunmuş ve taahhüde aykırı davranılmış ise hükmi şahsın müdürleri, mümessili ve vekilleri bu suçun faili olabilir. (m. 345).

Hakkında dava açılmamış şahıs hakkında ceza verilemez.

Ceza Nev’i ve Miktarı

Yapılan yargılama sonucu, suçun oluştuğu kanaatine varılmış ise fail, üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılır.

Tazyik hapsinin süresi 3 ay olup; 3 aydan daha az bir süre belirlenerek cezaya hükmedilemez. Başka bir ifade ile İİK.nun 340. maddesinde hükme bağlanan 3 ay­lık süreyle hakim bağlı olup; hakim, örneğin 1 ay veya 2 aylık bir süre belirleyerek tazyik hapsine hükmedemez. Örnek:

Tazyik hapsi, 5237 sayılı TCK.nun 45. maddesinde hükme bağlanan “hapis” cezasından farklı bir hukuki yapıya sahiptir. Bu nedenle infaz hukuku bakımından tazyik hapsi”, “hapis” cezasından farklı bir şekilde infaz edilir. Örneğin hapis cezasından farklı olarak, tazyik hapsinin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden kınar verilir (m. 340).

Tazyik hapsi, hapis cezasından farklı olması nedeniyle icra mahkemesince verilen hüküm, 5271 sayılı CMK.nun 223.maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildir.

Şu hususu önemle vurgulamak isterim ki; bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı  geçemez. Örneğin 1500 TL lik borç için borç taahhüdünde bulunan borçlu, bu taahhüdüne haklı bir gerekçe olmaksızın aykırı davranması halinde borçlu üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılır. Borçlu aynı borçtan dolayı başka bir tarihte borç taahhüdünde bulunursa dahi artık bu suçtan dolayı cezalandırılamaz. Çünkü bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez.

Borçlu söz konusu 1500 TL borç için üç adet bono vermesine karşılık, alacak­lı sadece bir veya iki bonoya dayalı olarak icra takibi yapsa dahi bu halde verilecek tazyik hapsinin süresi üç ayı geçmemesi gerekir. Alacaklı ayrı ayrı tarihlerde bu bonolara dayalı olarak yaptığı icra takibinde, borçlu değişik tarihlerde borç taahhü­dünde bulunmuş olsa bile tazyik hapsi sadece bir kez olmak üzere ve 3 ayı geçme­yecek şekilde hükme bağlanır. Bir tek borca dayalı birden fazla bono verilmesi ve verilen bonoların ayrı ayrı zamanlarda icra takibine konulmasından dolayı her bir icra takibi bakımından borçlu hakkında 3 ayı geçmemek üzere tazyik hapsine hükmedilmesi kanuna aykırıdır.

Görüleceği üzere, 5358 sayılı Yasa’nın 11. maddesi ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanu­nu’nun 340. maddesine, “Hapsin tatbikine başlandıktan sonra borçlu borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edilir; öde­melerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verilir. Ancak bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı geçemez,” hükmü ilave edilmiştir. İlave edilen hükmün İçeriğinden de anlaşılacağı üzere, taahhüt ettiği taksitlerden birini ödemeyen borçlunun borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı öderse tahliye edileceği, ödemelerini tekrar keserse, hakkında tazyik hapsine yeniden karar verileceği düzenlemesi getirilmiştir. Örneğin borçlunun ödemediği taksiti, sonradan o tarihe kadar icra veznesinden yatırmak zorunda olduğu meblağı ödedikten ve tahliye edildikten sonra takip eden taksitlerden birini ödemediği takdirde hakkında yeniden tazyik hapsine karar verilebilecektir. Ancak, anılan maddenin son cümlesinde de açıklandığı üzere, “bir borçtan dolayı tazyik hapsinin süresi üç ayı” geçemeyecektir. – Somut olaya bakıldığında, borçlu­nun <1.08.2007 tarihli taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle müştekinin 05.09.2007 tarihli dilekçe ile icra mahkemesine şikayette bulunması üzerine yargılamaya başlandığı, henüz karar verilmeden önce 20.10.2007 tarihli taksiti de ödememesi üzerine şikayetçi vekilinin 26.10.2007 havale tarihli dilekçe ile şikayetinin mahkeme esas defterinin 2007/1040 sırasına kaydedilerek yargılamaya başlandığı, ilk şikayeti hakkında 19.11.2007 gün, 2007/795-977 sayılı kararla borçlunun üç aya kadar tazyik hapsi cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, ikinci şikayeti hakkında da aynı mahkemenin 03.12.2007 tarih 2007/1040-1115 sayılı kararı ile yine borçlunun üç aya kadar tazyik hapsine karar verildiği, her iki kararın da itiraz edilmeden kesinleştiği saptanmıştır. – 5358 sayılı Yasa ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340. maddesine yapılan ilave hüküm dikkatlice incelendiğinde, taahhütnamede belirttiği taksiti ödememesi nedeniyle borçlu hakkında dava açılmasını müteakip, sonraki taksiti de ödememesi nedeniyle yapılan şikayetin mahkemenin ayrı bir esas numarası üzerinden değil, aynı dosyada (ilk yapılan şikayete ilişkin) işleme tabi tutulmasının infaz sırasında olası bir dikkatsizlik sebebiyle ilgilinin mağduriyetine neden olunması önlenmiş olacaktır. Zira bir borçtan dolayı tazyik hapsi süresi üç ayı geçemeyecektir Hal böyle olunca aynı taahhüde bağlı ihlallerin hepsi ayrı bir eylem olup, cezayı gerektirmektedir. Ancak aynı taahhütteki farklı ihlaller halinde verilecek tazyik hapsi süresinin üç ayı geçemeyeceği dikkate alınacaktır. ..”

Ayrıca şirket yetkilisi şirket adına borç taahhüdüne bulunmuş ve haklı bir neden olmaksızın taahhüde aykırı davranılmış ise sadece şirket yetkilisi olarak cezalandırılması gerekir. Örnek:

Yapılan yargılama sonucunda sanık, borç taahhüdünü haklı bir neden olmaksızın ihlal ettiği anlaşılırsa mahkeme sanık hakkında “üç aya kadar tazyik hapsi cezası” yerilmesi gerekirken “3 ay hapsen tazyikine” karar verilmesi kanuna aykırıdır. 

Şikayet Şartı ve Süresi

İİK.nun 340. maddesinde hükme bağlanan suç, şikayete bağlı olup; usulüne uygun olarak şikayet yoksa sanık hakkında duruşma açılarak hüküm verilemez. Usulüne uygun şikayetin bulunmadığı anlaşılması halinde davanın düşürülmesine karar verilir.

Bu suçtan dolayı şikâyet hakkı, fiilin öğrenildiği tarihten itibaren üç ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl geçmekle düşer (m. 347).

Şikayet dilekçe ile veya şifahi beyanla yapılabilir (m. 349,1).

Bu şikayet hakkının kullanılması harca tabi değildir.

Görevli Mahkeme

Tazyik hapsi, icra mahkemelerince hükme bağlanır. Ayrıca borçlunun ödeme şartını ihlal etme suçu ile ilgili davalara ilişkin yargılama icra (ceza) mahkemem de yapılır (m. 346,1-III).

İcra mahkemesinde görülen bu davalar, diğer mahkemelerde görülen ceza davaları ile birleştirilemez (346, II). Örneğin borçlunun ödeme şartını ihlal suçundan dolayı açılan ceza davası ile hakaret suçundan sulh ceza mahkemesine açılan kamu davası ile birleştirilemez.

Yetkili Mahkeme

Yer bakımından yetkili icra mahkemesi, icra takibinin yapıldığı yerdeki mahkemedir (m. 348). Örneğin İcra takibi Lüleburgaz İcra Müdürlüğü tarafından yürütülmüş ve icra takibi kapsamında ödeme şartı oluşturulmuş ise borçlunun ödeme şartına aykırı davranması halinde şikayet dilekçesi Lüleburgaz İcra (Ceza) Mahkemesi hakimliğine verilmesi gerekir. Bu halde yargılama bu yer mahkemesince yapılır.

Yargılama Usulü

Ödeme taahhüdünü ihlal suçundan dolayı alacak veya vekilinin şikayet dilekçesi veya dava beyanı icra ceza mahkemesi hakimliğine sunulması ile dava açılmış sayılır.

Şikayetçi dilekçe veya beyanında gösterilmiş olduğu delillerle bağlıdır (m. 351,1).

Dilekçeyi veya dava beyanını alan icra mahkemesi, duruşma için hemen bir duruşma günü tayin edip şikayetçinin imzasını alır ve maznuna celpname gönderir (m. 349,1). İcra mahkemesince duruşma açmaksızın evrak üzerinde karar veremez.

Şikayetçi şikayet dilekçesi veya dava beyanında tanık gösterilmiş ise tanıklar davetiye ile duruşmaya davet edilir (m. 349,1). Gelmeyen şahitlere yapılacak muamele Ceza Muhakeme Kanunun 44. maddesi uyarınca zorla getirilmesine karar verilir (m. 349, VI).

İki taraf tayin olunan gün ve saatte icra mahkemesinin huzuruna gelmeye veya vekil göndermeye mecburdurlar. İcabında merci, tarafların bizzat hazır bulunmasını emredebilir (m. 349,11).

Sanık başka yerde ikamet ediyorsa istinabe yoliyle sorguya çekilir (m. 349,111).

Şikayetçi muayyen zamanda gelmez ve vekil de göndermezse şikayet hakkı düşer (m. 349, V). Başka bir ifade ile şikayetçi duruşma günü hazır olmaz veya kendisini vekil ile temsil edilmez ise açılan davanın düşürülmesine karar verilir.

Ayrıca yargılama sırasında borcun tamamının ödendiği tespit edilirse, açılan davanın düşürülmesine karar verilir.

Borçlunun taahhüdü Kanun hükümleri veya başka bir nedenden dolayı hü­kümsüz hale gelirse konusuz kalan dava hakkında hüküm kurulmasına yer olmadı­ğına dair karar verilir.

Sanık, şikayeti alan veya istinabe edilen icra mahkemesinin huzuruna gelmez veya müdafi göndermezse yahut bizzat bulunmasına lüzum görülürse zabıta mari­fetiyle getirilir. Bu suretle de bulundurulamazsa muhakeme gıyabında görülür (m. 349, IV).

Borçlunun gıyabında verilen karara karşı eski hale getirme talebi hakkında Ceza Muhakemesi Kanunun 40-42. madde hükümleri tatbik olunur.

Maznun müdafası için tahkikatın tevsiini ancak bir kere istiyebilir (m. 351,11).

İcra (ceza) mahkemelerinde yapılan duruşmalarda Cumhuriyet savcısı hazır bulundurulmaz, (m. 350, II).

İcra mahkemelerinde şikayet dilekçesi veya dava beyanı üzerine açılan duruşmanın belgelendirilmesi üzere mutlak surette duruşma tutanağı tanzim edilir. İcra mahkemesi iki tarafı ve delillerini dinler ve gerek tarafların gerek şahitlerin ifa­delerini duruşma tutanağına geçirir (m. 350,1).

İcra mahkemesi iki tarafın ifadelerini ve bütün delillerini ve iddia ve müdafaalarını dinledikten sonra nihayet beş gün içinde kararını verir ve hulasasını Cumhuriyet Savcısına bildirir (m.352,1).

Borçlunun ödeme şartını ihlali suçları şikayete bağlı olması nedeniyle, mah­kumiyet kararında müştekinin şikayet hakkından feragat etmesi veya borcun ödenmesinin sabit olduğu takdirde dava ve bütün neticeleriyle beraber cezanın dü­şeceğine dair ibarelerin bulunması zorunludur (m. 352, 354,1)).

Borçlunun ödeme şartına aykırı davranmak suçundan dolayı yapılan yargıla­ma sonucunda icra ceza mahkemelerince verilen kısa kararla gerekçeli karar aykırı olmaması gerekir.

Taahhüdü ihlal suçundan yapılan şikayet üzerine açılan davanın yargılaması sonucunda icra mahkemesince başka bir icra suçundan dolayı sanığın cezalandırıl­masına karar verilemez.

Kanun Yolu

İcra mahkemesinin verdiği tazyik ve disiplin hapsine ilişkin kararlara karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde itiraz edilebilir. Mahkeme iti­razı incelemesi için dosyayı o yerde icra mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde icra mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye ceza mahkemesine, icra mahkemesi hâkimi ile asliye ceza mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye ceza mahkemesine gönderir. İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir, (m. 353,1). Bu kararlara karşı temyiz veya istinaf kanun yoluna başvurulamaz.

İtiraz üzerine verilen karar kesindir (m. 353,1). İcra Ceza veya Asliye ceza mahkemesinin verdiği kesin karar aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurulabilir. Kesinleşen bu karar ortadan kaldırılmadan yeniden yargılama yapılamayacağı gibi kesin karara karşı yapılacak yeni itiraz üzerine kesinleşen kararın kaldırılmasına karar verilemez.

Ayrıca taahhüdü ihlal suçu oluşmadığından dolayı sanığın beraatine karar verilmesine dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, itirazı inceleyen itiraz mercii sanığın eyleminin başka bir icra suçu oluşturduğundan bahisle beraat kararının kaldırılmasına karar veremez.

İtiraz mercii, belirtilen şekilde karar vermiş ve bu karar kesinleşmesi üzerine itiraz merciinin bu karara karşı taahhüdün geçersiz olması nedeniyle itirazın reddine karar verilmesi yerine kabulüne karar verilmesi yönünden kanun yararına bozma talebinde bulunulmuş ise itiraz merciince taahhüt konusunda verilmiş bir karar bulunmaması nedeniyle kanun yararına bozma talebinin reddine karar verilir.

Gö­rüleceği üzere, taahhüdü ihlal eyleminden şikayette bulunulmasına, yargılamanın da bu ey­leme yönelik yürütülüp, sonucunda beraat kararı verilmesine karşın itiraz inceleyen … Ağır Ceza Mahkemesince eylem mal beyanında bulunmama kabul edilerek itiraz kabul edilerek İcra Mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. … Ağır Ceza Mahkemesince taahhüdü ihlal eylemine yönelik bir inceleme ve karar bulunmamasına rağmen tebliğname ile taahhüdün geçersiz olması nedeniyle itirazın reddine karar verilmesi yerine kabulüne karar verilmesi yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulmaktadır. İtiraz mer­ciince taahhüt konusunda verilmiş bir karar yoktur. – Tebliğnameye bağlılık kuralı gere­ğince konunun dışına çıkılması olanağı da bulunmamaktadır…”

Kesin olan itirazı inceleyen icra ceza veya asliye ceza mahkemesinin kararı temyiz edilemez. Edilmiş ise temyiz talebinin reddine karar verilir.

İtiraz merci icra ceza veya asliye ceza mahkemesi icra ceza mahkemesi kararına karşı yapılan itirazı CMK.nun 267 ve devam maddeleri uyarınca incelenir.

Ödeme taahhüdünü ihlal suçundan dolayı icra mahkemesince verilen mahku­miyet veya beraat kararlarına İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca itiraz mercii olarak bakan İcra ceza veya asliye ceza mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesi durumunda itirazın konusu hakkında da bir hüküm kurmak zorundadır. İtirazı ka­imi eden icra ceza veya asliye ceza mahkemesince işin esası hakkında karar vermek için dosyada toplanması gereken delil, araştırma ya da borçlu sanığın savunmasının alınması veya meşruhatlı duruşma davetiyesi gönderilmesi gibi hususların yerine getirilmesi zorunluluğunun bulunduğu hallerde bu noksanlıkların tamamlanmasını özel ihtisas mahkemesi olan İcra Mahkemesinden talep edebilir.

Kanun yararına bozma yoluna başvurulmuş.ise taahhüt tutanağının aslı veya onaylı suretinin dosya içerinde bulunması şarttır.

Tazyik Hapsinin İnfazı

Tazyik hapsine ilişkin icra ceza mahkemesine ilişkin kararlar Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 15. maddesine ve Tüzüğün 193. maddesine gö­re hapis ile tazyik defterine kaydedilir. Bu hükme göre; 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu hükümleri uyarınca infaz edilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönde­rilen hapisle tazyik kararlarının kaydına mahsus defterdir.

Hapis ile tazyik defteri; sıra numarası, borçlunun kimliği, borç nev’i ve mik­tarı, hapis ile tazyik kararını veren merci, tarih ve numarası, tutulduğu tarih, tutu­kevine alındığı tarih, tutulacağı süre, salıverme tarihi ve düşünceler sütunlarını ih­tiva eder.

İnfaz için Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen ilamlar hapsen tazyik defte­rine kaydı yapılır.

Hapsen tazyik ilamları kolluk güçlerine sadece ilam gönderilir, ayrıca ilgili şahsa çağrı kağıdı veya yakalama emri çıkarılamaz. Başka bir ifade ile bu kararlar, hükümlünün kararda belirtilen adresinde bulunan mahalli kolluk kuvvetlerine veya ilgilinin bu adreste bulunamaması halinde yargı çevresi dışındaki o yer Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

Kolluk güçleri tarafından borçlu yakalanması halinde tazyik hapsi kararında belirtilen yükümlülüğün yerine getirilmesi veya şikayetten vazgeçme halinde der­hal serbest bırakılır.

Borçlu kararda belirtilen yükümlülüğü yerine getirmemesi halinde Cumhuri­yet Başsavcılığına getirilir. Kanun hükümlerine göre tazyik hapsi kararı kaldırıl­madığı sürece, kurumda yerine getirileceğinden cumhuriyet Başsavcılığınca borçlu cezaevine gönderilir.

Cezaevine alınan borçlu, tazyik hapsi kararında belirtilen sürece hapsedilir. Borçlu şartlı tahliye hükümlerinden yararlanamaz. Borçlu borcunu ödemesi, şikayetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi veya kararda belirtilen yüküm­lülüklere uyması veya kararda belirtilen sürenin sonunda derhal tahliye edilir. Bu halde mahkemeden ayrıca karar alınmasına gerek yoktur.

İcra mahkemesince verilen tazyik hapsine ilişkin karar, kesinleştiği tarihten itibaren iki yıl geçtikten sonra yerine getirilmez (m. 354, II). Ceza zamanaşımı dolması halinde, infazın durdurulması amacıyla hükme veren mahkemeye müzekkere ile talepte buluııluı ve kayıtlar kapatılarak ilam evrakları mahkemeye iade edilir.

DİSİPLİN HAPSİ KARARLARI VE İNFAZI

Disiplin hapsi kararlarının nasıl infaz edileceği Tüzüğün 193. maddesinde açıkça hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre disiplin hapsinin Cumhuriyet başsavcılığınca infazında aşağıdaki esas ve usuller uygulanır;

  1. Mahkemece verilen disiplin hapsi kararları, disiplin hapsine mahsus deli kaydedilir,
  2. Disiplin hapsi cezasının infazı amacıyla, on gün içinde Cumhuriyet başsavcılığına gelmesi için hükümlüye çağrı belgesi gönderilir. Bu süre içinde hükümlünün gelmemesi veya kaçması halinde yakalama emri düzenlenir. İlgilinin bu adreste bulunamaması halinde karar, yargı çevresi dışındaki o yer Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir,
  3. Kanun hükümlerine göre disiplin hapsi, kaldırılmadığı veya düşürülmediği takdirde kurumda yerine getirilir,
  4. Disiplin hapsi kararları için kurumda ayrı bir kayıt tutulur,
  5. Disiplin hapsi kararları, tekkürrerü esas olmaz, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz ve adli sicil kayıtlarına işlenmez.