Ceza Yargılamasında Kanun Yararına Bozma Nasıl Yapılır?
Kanun Yararına Bozma
Kanun’un 309/1. maddesine göre, “Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir.’’ CMUK’ta bu kanun yolu “yazılı emir” olarak adlandırılmaktaydı. Bu yetki, CMK m. 309/4-d bendindeki hâllere özgü olmak üzere ve kanun yararına olarak Başsavcı tarafından resen de kullanılabilir. Ancak Adalet Bakanlığı tarafından başvurulduğunda bu yetki, artık Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından kullanılamaz (CMK m. 310/2). Söz konusu hâller ise şunlardır:
- 223 üncü maddede tanımlanan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.
- Mahkûmiyete ilişkin hükmün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını kaldırma veya kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise, kararı veren hâkim veya mahkemece yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre gereken hüküm verilir. Bu hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.
- Davanın esasını çözüp de mahkûmiyet dışındaki hükümlere ilişkin ise, aleyhte sonuç doğurmaz ve yeniden yargılamayı gerektirmez.
- Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.
- madde uyarınca verilen bozma kararına karşı direnilmesi mümkün değildir (CMK m. 309/5). Bunun sonucu olarak da ilk derece mahkemesi, bozma kararından sonra işi tekrar ele alarak yargılama yapamaz; buna rağmen yargılama yapmış ve bir karar vermişse bu karar yok hükmündedir.
Adalet Bakam’nın başvurusu üzerine Baş- savcı’nın bu yola başvurmuş olması durumunda ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Adalet Ba- kanı’nın belirttiği nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtavın ilgili ceza dairesine verir (CMK m. 309/2).
Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar (CMK m. 309/3).
Yargılama sadece ileri sürülen noktalarda ve dosya üzerinden duruşmasız olarak yapılır. Bozma kararlarının etkisi konusunda şöyle bir ayrım yaparak konuyu incelemek gerekir:
- Şayet bozulan hüküm ise bu bozma kararı ilgililerin aleyhine sonuç doğurmaz.
- Bozma kararı, davanın esasını halletmeyen mahkeme ara kararlarına veya savunma hakkını kaldırma ya da kısıtlama sonucunu doğuran usul işlemlerine ilişkin ise yeniden yapılacak yargılama sonucuna göre verilecek hükümde yer alan ceza, bozmadan önce verilmiş hükümden daha ağır olamaz.
Karar sanığın lehine bozulacak olursa şu şekilde işlem yapılır:
- Bozma sebepleri, hükümlünün cezasının tamamen kaldırılmasını gerektiriyorsa, Yargıtay, doğrudan cezanın kaldırılmasına hükmeder.
- Bozma sebepleri, hükümlünün cezasının tamamen kalkmasını gerektirmeyip daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa, Yargıtay bu cezaya doğrudan kendisi hükmeder.
Kanun yararına bozma yoluna başvurulabilmesi için öncelikle kararın bir hâkim veya mahkeme kararı olması ve karar aleyhine istinaf veya temyiz yoluna başvurulmamış olması gerekir. Bu kararların ara karar olması da mümkündür; zira kanun yararına bozma, kesinleşmiş ara kararlara karşı ve kesinleşmiş son kararlara karşı kabul edilmiş bir kanun yoludur. İtiraz üzerine verilen bir karara yönelik istinaf olanağının bulunmadığı hâllerde de kanun yararına bozma yoluna başvurulabilir. Eğer hüküm veya karardaki aykırılık olağan kanun yollarından birine başvurarak giderilebilecek nitelikte ise bu kanun yoluna başvurulamaz.
Kanun yararına bozma kanun yoluna, istinaf veya temyiz yoluna başvurulmaksızın kesinleşmiş bulunan karardaki hukuka aykırılık nedeniyle başvurulabilir. Bu kesinleşme, verildiği anda kesin olan karara ilişkin olabileceği gibi istinafı veya temyizi mümkün olup da istinaf yoluna götürülmeme veya temyiz edilmeme sebepleriyle de gerçekleşmiş olabilir. Esasa ve hükme etkili olan usule aykırılıklardan dolayı da bu kanun yoluna başvurma olanağı mevcuttur. Burada amaç, kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkları gidermek ve kanunların ülke içinde eşit bir şekilde uygulanmasını sağlamaktır. Ancak gerek kesin hükmün otoritesinin korunması zorunluluğu gerekse olağanüstü bir denetim yolu olması nedeniyle bu kanun yolunun dar kapsamlı tutulması gerekmektedir. İşte bu nedenle de sadece
hukuka aykırılıkların ciddi boyutlara ulaştığı hâllerde bu yasa yoluna başvurulabilmesi gerektiği yazarlarca ifade edilmektedir. Bu nedenle, örneğin, temel ceza miktarının saptanmasında kullanılan ölçütlerin hatalı takdir edilmesi, gerekçenin yetersiz oluşu veya gerekçede çelişkili ifadelere yer verilmiş olması, cezada arttırma ve eksiltme yapılırken kullanılan oranların seçiminde isabetsizlik, tüm delillerin toplanıp değerlendirilmesi yapıldıktan sonra verilen kararlarla ilgili olarak, delillerin takdir ve değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmesi ya da eksik kovuşturma ile karar verilmesi gibi hâkimin takdir hakkını kullanmasına ilişkin hususlardaki hukuka aykırılıklar, kanun yararına bozmaya konu olamaz. Yine hükmün kesinleşmesinden sonraki kanun değişiklikleri de “lehe kanun geçmişe yürür” prensibi gerekçe gösterilerek kanun yararına bozma kanun yoluna konu edilemez.