Tasarrufun İptali Davası Davaya Cevap Dilekçesi
…………ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE
DOSYA NO : (Dosya Esas No)
CEVAP VERERN
DAVALI : (Ad, Soyad, TC, Adres)
VEKİLİ : (Ad, Soyad, TC, Adres)
DAVACI : (Ad, Soyad, TC, Adres)
VEKİLİ : (Ad, Soyad, TC, Adres)
KONU : Davaya cevaplarımızın ve delillerimizin sunulması.
AÇIKLAMALAR :
Davacı taraf, davalılardan …….’ın mal kaçırma amacıyla ….. ili, …….İlçesi, ……. Mevkii, …. Adada bulunan … ve .. parsel sayılı taşınmazlardaki paylarını davalı müvekkil ……..’a muvazaalı bir şekilde devrettiği iddiasıyla tasarrufun iptalini talep etmiştir. Ancak söz konusu iddia, maddi gerçeklerle bağdaşmadığından kötü niyetle açılan davanın reddi gerekmektedir.
Diğer davalı …….’ın …….. Cumhuriyet Başsavcılığına Verdiği ifade de anlaşılacağı üzere kendisi, davacının babası olan …….’e ……. adet çek vermiştir. Bu çeklerden iki tanesi gerçeği yansıttığı halde, …. tanesi ….. seri numaralı çek gerçeği yansıtmadığını beyan etmiştir. Bu çekin miktarı belli olmadığı için sadece keşideci olarak altına imza attığını ve …….’e verdiğini, …..’ün oğlu olan davacı …… de çeki babasından alıp …… TL olarak yazıp kendisine ciro etmiştir. Daha sonra çeki bankaya götürmüştür. Sonrasında ……. tarihinde de aşağıda bahsedeceğimiz protokol ve mutabakatı imzalamışlardır. (EK:1) Söz konusu protokolde …….. (protokolde ………. diye geçmektedir) ……… ile diğer tanıkla huzurunda ….. ve ……..’nin borçları kalem kalem belirtilmiştir. Söz konusu protokolde …….’ün toplam ……. TL borcu çıkmıştır. Davacı tarafından iddia edilen borç konusu çekin düzenlenme tarihi ile protokolün düzenlenme tarihinden sonradır. Tarafların aralarında hazırladıkları protokolde bütün borç kalemleri belirtildikten sonra anlaşma sağlanmış ve imzalar atılmıştır. Yapılan hesaplamalardan sonra davacının yeni bir borç kalemini ortaya koyması iyi niyet kurallarına aykırıdır. Diğer davalı buna ilişkin davacı hakkında …….. Cumhuriyet Başsavcılığına …….soruşturma numarası ile suç duyurusunda bulunmuştur.
Davacının iddia ettiği gibi bir kişinin mal kaçırmak için öncelikle o şahsa borçlu olmak gerekir. Ancak ….. ve ….. arasında tanıklar huzurunda yapılan mutabakatta …. ve …..’nin kime borcu olduğu açıkça sıralanmış olup bu borç kalemleri arasında davacının iddia ettiği ……… TL lik çeke dayanan borç yazılmamıştır. Bu durumda mutabakatı imzalayan ile davacının farklı kişiler olup bunlar arasında bir bağlantı kurulamaz denilebilir. Ancak olayın başlangıcına döner isek davacının babası ile diğer davalının ortak olduğu söz konusu çeki babasından aldığı ve kendisine ciro ettiğini çek suretinden rahatlıkla anlaşılır. Çek suretinde ilk alacaklı olan …….’ün bu alacak kalemini taraflar arasında imzalanan mutabakatta dile getirmemesi ve hesaba katmaması bu alacak kaleminin olmadığını açıkça gözler önüne sermektedir.
Müvekkil ……’ın kardeşi/diğer davalı ……, davacı ….’ün babası …… ile birlikte …. İlçesi, ………. kurulu bulunan “….. Lokantası isimli işyerini ortak işletiyorlardı. Ancak işletmenin ağır ekonomik sorunlar yaşaması ve tarafların yüklü miktarda borç altına girmesi sebebiyle taraflar arasındaki ortaklık, – davacının da aralarında bulunduğu – tanıklar huzurunda ……. tarihinde imzalanan protokol ile sona erdirilmiş ve işletme kapatılmıştır. Tanıklar huzurunda hazırlanıp imzalanan protokol ve ayrılma mutabakatında tarafların borçları bütün kalemleriyle birlikte sıralanmış olup başkaca borçları bulunmamaktadır.
Davacının iddialarının aksine diğer davalı ile müvekkil arasında muvazaalı bir işlem söz konusu değildir. Şöyle ki;
Muvazaa: Tarafların üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek durumu gizleyerek kendi gerçek iradelerine uymayan ve kendi aralarında geçerli olmayan bir hususta anlaşmalarıdır. Gerçek irade görünen işlemin yapılmasına yönelik olmadığı halde, üçüncü kişileri aldatma maksadıyla anlaşma söz konusudur. Dolayısıyla muvazaalı bir hukuki işlemden bahsedebilmek için üç unsur aranır; tarafların gerçek iradelerinin görünen anlaşmaya uymaması, üçüncü kişileri aldatma kastı ve muvazaa anlaşması. Bu unsurların hiçbirinin söz konusu olayda olmaması, davacının muvazaa iddiasını çürütmektedir. Zira tarafların gerçek iradeleri söz konusu anlaşmaya uymakta, üçüncü kişileri aldatma kastı taşımakla birlikte ortada bir muvazaa anlaşması da mevcut değildir.
Diğer davalı …….. protokol sonucu belirlenen borçlarından dolayı taşınmazlarını satmaya bu şekilde borçlarını kapatmaya karar vermiştir. Bunun üzerine müvekkil, maddi durumunun iyi olması, ……. İnş. Ltd. Şti. ‘nin sahibi olmasından, söz konusu taşınmazları alma gücü olduğundan ve kardeşine destek olmak, taşınmazlarının değerinin altında satılmaması ve söz konusu taşınmazların davalıların babalarından kaldığından kendisi satın almak istemiştedir. Buna ilişkin ……. tarihinde Türkiye …… Bankasında bulunan …….’a ait hesaba ……. TL müvekkil tarafından ödeme yapılmıştır. Sadece bu husus dahi davacının iddiasını çürütmektedir. Zira muvazaalı işlemlerde herhangi bir ödeme işlemi olmayıp işlemin tamamı gerçek dışıdır.
Açıkladığımız nedenlerle davalıların mal kaçırmak amacıyla muvazaalı işlem yamadıkları, yaptıkları işlemin gerçek bir satış işlemi olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Tüm bu nedenlerle teminat karşılığında gayrimenkuller üzerinde bulunan tedbirlerin kaldırılmasını talep ediyoruz.
HUKUKİ NEDENLER :TMK, KTK, BK, HMK, TTK ve ilgili diğer mevzuat
DELİLLERİMİZ :
- a)Tanık Beyanları,
- b)Taraflar Arasında İmzalanan Protokol ve Mutabakat,
- c)Ergani CSB’nin 2016/1180 soruşturma numaralı dosyası,
d Türkiye İş Bankası Hesap Özeti,
- e)Tapu Senetleri,
- f)Bilirkişi incelemesi ve her türlü yasal delil..
SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda sunulan nedenlerle haksız davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, teminat karşılığında gayrimenkuller üzerinde bulunan tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesini saygı ile talep ederiz. ../…/….
Davalı Vekili
(Ad, Soyad, İmza)