Şüpheli ve Sanık Kimdir? Hakları ve Yükümlülükleri Nelerdir?
Şüpheli ve Sanık Kavramları
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 2. maddesi uyarınca; soruşturma evresinde suç şüphesi altında bulunan kişiye şüpheli; kovuşturmanın başlamasından (iddianamenin kabulünden) itibaren hükmün kesinleşmesine kadar suç şüphesi altında bulunan kişiye ise sanık denir. Tabi sanık statüsünün tek sona erme hâli hükmün kesinleşmesi olmayıp, beraat hükmünün verilmesi de bu statüyü sona erdirecektir. Benzer şekilde, şüpheli veya sanığın ölümü, dava zamanaşımı, suçun genel affa tabi olması, uzlaşma, ön ödeme gibi hâllerde muhakeme sona ereceğinden, şüpheli veya sanık sıfatları da sona erer.
Ceza muhakemesi ilişkisinin en önemli süje- leri, hatta ceza muhakemesini harekete geçiren süjeler şüpheli ve sanıktır.
Şüpheli veya Sanıklığın Şartları
Gerçek Kişi Olması
Ceza Kanunumuza göre ancak gerçek kişiler suç faili olabilir. Dolayısıyla (her ne kadar aksini savunan yazarlar olsa da) ceza davası da ancak gerçek kişilere karşı açılabilir. O hâlde doktrindeki ağırlıklı görüşe göre, bu sıfatları da ancak gerçek kişiler alabilir. Zira Türk Ceza Kanunu, tüzel kişilere ceza yaptırımı uygulanmasını kabul etmemiştir. Bir suç tüzel kişi adına işlenmiş olsa dahi sanık yine gerçek kişi olacaktır.
Belli olması
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170. maddesinden çıkarılan bir sonuçtur. Zira 170. maddede iddianamede bulunması gereken unsurlardan biri de şüphelinin kimliği olarak ifade edilmiştir. Dolayısıyla şüphelinin, sanığın belli olması zorunludur; meçhul kişiler hakkında dava açılmasını Kanunumuz kabul etmemiştir.
Kişinin birey olarak bilindiği ancak kimliğinin bilinemediği durumlarda da o kişiye geçici bir kimlik vererek dava açılabileceği doktrinde savunulmakta ise de CMK m. 170 karşısında bizce bu mümkün değildir. Böyle bir durumda ancak (CMK m. 98/4 uyarınca) yakalama emri düzenlenebilir. Çünkü bunun düzenlenebilmesi için yasa koyucu, kişinin kimlik bilgilerine yer verilmesini aramamış, açık eşkâlini yeterli saymış ancak biliniyorsa kimlik bilgilerine yer verilmiş olmasını zorunlu tutmuştur.
Şüpheli ve Sanığın Hakları
Savunma Hakkı
Şüpheli veya sanığın en önemli hakkıdır. Zira diğer bütün haklar sonuçta kişinin kendisini savunması için vardır. Şüpheli veya sanığın bu çerçevede;
Müdafiden yararlanma
Susma ve buna bağlı olarak da yasak ifade alma yöntemlerine tabi tutulmama
Kendi kendini suçlamaya ve kendi aleyhine aktif olarak muhakemeye katılmaya zorlanamama
Soru sorma
Tercümandan yararlanma
Delil toplama ve ibraz etme
Delillerin toplanmasını isteme
Duruşmada hazır bulunma
Dosyayı inceleme hakları mevcut olduğu gibi savunma hakkı kapsamında son söz daima sanığa ait olacaktır.
Lekelenmeme Hakkı
Masumiyet karinesinin bir sonucudur.
Öncelikle soruşturma evresi gizlidir. Eş söyleyişle, hakkında soruşturmaya başlanan şüphelinin, aleyhine kamu davası açılana kadar suçlandığının toplumca öğrenilmemesini isteme hakkı vardır. Dolayısıyla lekelenmeme hakkının soruşturma evresinde de geçerli olduğunu rahatlıkla belirtebiliriz.
Haklarını ve Hakkında Yapılan İsnadı Öğrenme Hakkı
Kanun’un 90/4. maddesine göre, “Kolluk, yakalandığı sırada kaçmasını, kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyecek tedbirleri aldıktan sonra, yakalanan kişiye kanunî haklarını derhal bildirir. ”
Şüpheli ve sanığa hakları hatırlatılmamak, yasak savmak adına bir kağıttan okunup geçilmemek, öğretilmelidir.
Diğer taraftan CMK m. 147/1-b uyarınca şüpheli ve sanığa, kendisine yüklenen suçun da anlatılması gerekir. Zira neyle suçlandığını bilmeyen bir kişi savunma da yapamayacaktır.
Yakınlarına Haber Verilmesini İsteme Hakkı
CMK m. 95/1’e göre, “Şüpheli veya sanık yakalandığında, gözaltına alındığında veya gözaltı süresi uzatıldığında, Cumhuriyet savcısının emriyle bir yakınına veya belirlediği bir kişiye gecikmeksizin haber verilir.”
Yakalanan veya gözaltına alınanın yabancı olması durumunda ise yazılı olarak karşı çıkmaması halinde, durumu, vatandaşı olduğu devletin konsolosluğuna bildirilir.
Hâkim veya Bir Adli Makam Önüne Çıkma ve İtiraz Hakkı
Hukukumuzda, yakalanan kişi hakkında savcıya derhal bilgi verilerek ondan gelecek talimat doğrultusunda işlem yapılır. Yakalanan kişi, savcılıkça serbest bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltına alınan kişi bırakılmazsa, en geç Kanun’da süreler sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir. Sorguda müdafii de hazır bulunur.
Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hâkimine başvurabilir. Yine bunun gibi CMK m. 101/5 uyarınca tutuklama kararına karşı da itiraz mümkündür.
Şüpheli ve Sanığın Yükümlülükleri
Hazır Bulunma Yükümlülüğü
Şüpheli veya sanık, hâkim veya savcı tarafından çağrıldığında hazır bulunmak zorundadır (CMK m. 145, 146).
Kaçak şüpheli hakkında soruşturma yapılabilir ve diğer koşullar mevcutsa kamu davası açılabilir. Ancak kural olarak hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılamaz.
Kovuşturma aşamasında da mahkeme, sanığın hazır bulunmasına, zorla getirme kararı veya yakalama emri ile getirilmesine her zaman karar verebilir (CMK m. 199).
Duruşmada hazır bulunmak, sanık açısından aynı zamanda bir haktır. Sanık, böylelikle savunmasını gerektiği biçimde yeterli ve sınırsızca yapma imkânına kavuşmaktadır. Ayrıca böylelikle hâkim maddi gerçeği ortaya çıkarırken, sanığın ifade, sorgu ve açıklamalarından da yararlanabilecektir. Maddi gerçeğe ulaşmada sanık çok önemlidir. Zira olayı en iyi bilen kişi kendisidir.
Kararlara Boyun Eğme Yükümlülüğü
Şüpheli veya sanık, kendi hakkında uygulanacak araştırmalara katlanma ve koruma tedbirlerine uymakla yükümlüdür.