Hapis Cezaları Nasıl Belirlenir?
Cezanın belirlenmesi, somut ve soyut olmak üzere iki şekilde olmaktadır. Soyut belirleme, kanun koyucu tarafından türü, alt ve üst sınırları belirlenen ve bu şekilde ceza kanunlarında yer alan olaya uygulanması neticesinde hakim tarafından cezanın belirlenmesi anlamına gelmektedir. İşte, hakim tarafından somut olayın özelliklerine göre, cezanın failin veya fiilin özelliklerine göre, cezanın failin ve fiilin özelliklerine uydurulmasına cezanın bireyselleştirilmesi adı verilir. Bu bakımından cezanın somut belirlenmesi, cezanın bireyselleştirilmesi anlamına da gelmektedir.
Cezanın Somut Olarak Tayini
Ceza Türünün Seçilmesi
Kanun’da seçimlik ceza gösterildiği hâllerde cezanın türünü seçme hususunda hâkime takdir yetkisi tanınmıştır. TCK m. 100’de “Çocuk düşürme” başlığı altında düzenlenen suç buna örnek olarak verilebilir. Söz konusu hükme göre, “Gebelik süresi on haftadan fazla olan kadının çocuğunu isteyerek düşürmesi halinde, bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. ”
Seçimlik cezalarda temel cezanın belirlenmesi tamamen hâkimin takdirine bırakılmış; hâkimin takdir hakkını kullanırken hangi hususları gözönünde tutacağı Yasa’da gösterilmemiştir. Ancak yasa koyucu sadece tekerrür hâlinde hâkimin seçimlik cezalarda cezayı seçme konusundaki takdir yetkisini kısıtlamıştır. (Ancak örneğin aşağıda inceleyeceğimiz ceza miktarının hesaplanması veya sonuç cezanın belirlenmesi hususlarında hâkimin takdir yetkisini hangi kriterler çevresinde kullanacağı bizzat yasa koyucu tarafından belirlenmiştir.
Ceza Miktarının Hesaplanması (Temel Cezanın Belirlenmesi)
Hesaplama yapılırken öncelikle TCK m. 61/6’da belirtilen ölçü birimleri üzerinden, yani bunlar gözönünde bulundurularak hesaplama yapılması gerekir. Dolayısıyla örneğin, 3 yıl yerine, 36 ay hapis cezasına hükmedilemez; aksi hâlde bir ayın 30 gün üzerinden hesaplanacak olması nedeniyle, eksik ceza verilmesi söz konusu olur. Yine Yasa’da öngörülmediği için örneğin hafta veya saat ölçü birimi üzerinden ceza tayin edilmesi yoluna gidilemez.
Akabinde hâkim, Kanun’da o sue için öngörülen alt ve üst sınırlar arasında bir ceza miktarı tavin edecektir. Ancak bunu gerçekleştirirken hâkim. TCK m. 61 uyarınca, somut olayda; a) Suçun işleniş biçimini, b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları, c) Suçun işlendiği zaman ve yeri, d) Suçun konusunun önem ve değerini, e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını, g) Failin güttüğü amaç ve saiki, gözönünde bulunduracaktır. Bu noktada tekraren ifade etmemiz gerekiLklhâkimin bu belirlemiş olduğu temel cezanın alt ve üst sınırı arasında_bir miktar, olmalıdır. Öte yandan bu hususların suçun unsurunu oluşturduğu hallerde, bunlar temel cezanın belirlenmesinde ayrıca göz önünde bulundurulmaz. Buna “mükerrer değerlendirme yasağı” adı verilmektedir.
Görüldüğü üzere, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki tutumu, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri temel cezanın belirlenmesinde gözönünde bulundurulmamaktadır. Zira 61. maddede sayılan kriterler sınırlı sayıda sayılmıştır. Bunlar, ancak takdiri indirim nedenleri arasında değerlendirilebilecek hususlardır.
Cezanın Arttırılıp Eksiltilmesi
TCK m. 61/10 hükmü uyarınca, “Kanunda açıkça yazılmış olmadıkça cezalar ne artırılabilir, ne eksiltilebilir, ne de değiştirilebilir.’’ Ayrıca 61/7. maddede de süreli hapis cezasının arttırılmasına ilişkin olarak genel bir sınır konulmuş olup, belirlenen sonuç ceza, 30 yıldan fazla olamayacaktır. Dolayısıyla hâkim cezayı arttırırken 30 yıl sınırına ulaştığında artık artırım yapamayacak, mevcut olsa dahi diğer artırım sebeplerini dikkate alamayacaktır. Ancak bu kuralın müstakil ceza için geçerli olduğuna da dikkat edilmelidir. Fail birden fazla suç işlemişse, bu kural uygulanmayacaktır. Zira Kanunumuz cezaların içtimaim kabul etmemiştir.
Hâkim, yukarıdaki hükümler çerçevesinde temel cezayı belirledikten sonra, TCK m. 61/2 hükmü uyarınca, suçun olası kast veya bilinçli taksirle işlenmiş olması nedeniyle indirim ya da artırımı buna göre yapacaktır. Akabinde suçu etkileyen unsurlara (nitelikli hâllere) ilişkin artırım veya indirim yapıldıktan sonra aşağıdaki sıra ile sonuç (somut) ceza belirlenecektir:
Teşebbüs
İştirak
Zincirleme suç
Haksız tahrik
Yaş küçüklüğü,
Cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepler
Takdiri indirim nedenleri
Ayrıca nitelikli hâllerin cezaya dahil edilmesi noktasında önce ağırlatıcı ve sonra hafifletici nedenler dikkate alınır. Kanun koyucu, böylelikle failin daha ağır bir ceza miktarıyla karşı karşıya kalmasının önüne geçmek istemiştir. Olayda birden fazla ağırlatıcı veya hafifletici neden bulunması durumunda da bu kural geçerlidir. Ancak bunların kendi içinde hangi sıra ile uygulanacağı hususunda Kanun’da açıklık yoktur.
Hâkimin somut cezayı belirlerken izleyeceği sırayı özetleyecek olduğumuzda; Hâkim, öncelikle cezanın türünü belirleyecek, daha sonra temel cezayı tespit edecek, bundan sonra olası kast ve bilinçli taksir hükümleri gereğince cezada indirim ve artırma yapacak, sonra nitelikli hâller (suçu etkileyen unsurlar) dolayısıyla artırma ve eksiltme sonucunda elde edeceği cezayı tayin edecek, bunları yaparken teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebepler ile takdiri indirim nedenlerini hiç hesaba katmayacak, elde ettiği ceza miktarını bulduktan sonra ise bunları da belirtilen sıra ile hesaba katarak somut (sonuç) cezayı belirleyecektir.
Hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün, yirmidörtsaat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmi takvime göre hesap edilir. Hapis cezası için bir günün, adlî para cezası için bir Türk Lirasının artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez.
Adli para cezasının belirlenmesinde ise cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve eksiltmeler, gün üzerinden yapılacaktır. Adlî para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.