Ceza Davalarında Yetkili Mahkeme Nasıl Belirlenir?
Hâkimin, nerede işlenen suçlara bakmaya yetkili olduğu hususuyla (coğrafi alanla) ilgilidir. Eş söyleyişle, yer bakımından yetki kuralları, ülkenin mahkemeler arasında coğrafi olarak yargı çevrelerine bölünmesini ifade etmektedir.
Görev konusundan farklı olarak, yer bakımından yetki kurallarının sanığa güvence sağlama amacı yoktur. Amaçlanan, davayı en kolay hangi hâkimin göreceğini gözönünde bulundurmaktır. Dolayısıyla yetki kurallarının, görev kurallarından farklı olarak, kamu düzeni ile bir ilgisi bulunmamaktadır, İşte bu nedenle de yetkisizlik itirazlarının ileri sürütebilmesi yasa koyucu tarafından belirli bir süreyle sınırlandırılmış bulunmaktadır (CMK m. 18/1). Hatta maddede belirtilen süreler geçtikten sonra artık mahkeme de resen yetkisizlik kararı veremeyecektir (CMK m. 18/1’de belirtilen evrelere kadar ise mahkemenin bu kararı resen verebileceğinin altını çizmek gerekir).
Öte yandan şunu da belirtmek gerekir ki yer yönünden yetkinin ön şartı, madde yönünden yetkidir. Başka bir ifadeyle, hâkimin yer yönünden yetkili olabilmesi için öncelikte madde yönünden yetkili (yani görevli) olması gerekir.
Kanunumuz, yetki konusunda;
Türkiye’de işlenen suçlarda
Yabancı ülkede işlenen suçlarda
Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarda işlenen suçlarda
Bağlantılı suçlarda ve
> Davanın nakli
olmak üzere, beş ana başlık altında bu konuyu düzenlemiş bulunmaktadır. Yine Kanun’da açıkça düzenlenmemiş olsa da istinabe hususunu da bu başlık altında inceleyeceğiz.
Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi
Türkiye’de işlenen suçlarda yetkili mahkeme
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 12/1. maddesi, “Davaya bakmak yetkisi, suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.” demek suretiyle ana kuralı çizmiştir. Kanun’un gerekçesine göre, suçun işlenmesinden en çok ilgilenen, delillerin bulunması ve kolaylıkla toplanabilmesi yönünden kuşkusuz önemli olan yer, suçun işlendiği yerdir. Ayrıca önemli suçlarda, suçun işlendiği yerde kamuoyunun duyarlılığı daha fazladır. Kaldı ki cezanın genel önleme amacına da suçun işlendiği yer mahkemesinin yetkisi daha iyi hizmet etmektedir.
Kanun 12/2. maddesine göre, teşebbüste son icra hareketinin yapıldığı, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği yeri suçun işlendiği yer olarak anlamamız gerekir. Ayrıca suçun işlendiği yer konusunda TCK m. 8/1 hükmü de gözönünde bulundurulmalıdır. Zira hatırlanacağı üzere, “Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye’de işlenmesi veya neticenin Türkiye’de gerçekleşmesi hâlinde suç, Türkiye’de işlenmiş sayılır.” Bu hüküm, ülkeler arasında gerçekleşen mesafe suçlarında olduğu kadar, ülke içinde gerçekleşen mesafe suçlarında da uygulama alanı bulacaktır.
Kanunumuz suçun işlendiği yerin belli olmaması ihtimalini de dikkate alarak yedek yetki kuralları öngörmüştür. Buna göre: “Suçun işlendiği yer belli değilse, şüpheli veya sanığın yakalandığı yer, yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir (CMK m. 13/1). Şüpheli veya sanığın Türkiye’de yerleşim yeri yoksa Türkiye’de en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir (CMK m. 13/2). Mahkemenin bu suretle de belirlenmesi olanağı yoksa, ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir (CMK m. 13/3).” Burada dikkat edilmesi gereken nokta, söz konusu yetki kurallarının ancak birinin uygulanması imkânının bulunmaması hâlinde diğerinin devreye girebileceğidir. Dolayısıyla örneğin şüphelinin yakalandığı yer biliniyorsa, artık ilk usul işleminin yapıldığı yer mahkemesi yetkisiz olacaktır.
Ayrıca Kanunumuz Türkiye’de işlenen suçlarda yetkili mahkemenin belirlenmesi hususunda üç tane de istisna öngörmüştür. Buna göre: “Suç, ülkede yayımlanan bir basılı eserle işlenmişse yetki, eserin yayım merkezi olan yer mahkemesine aittir. Ancak, aynı eserin birden çok yerde basılması durumunda suç, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana gelmişse, bu suç için eserin basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir (CMK m. 12/3).” İkinci olasılıkta, yani aynı eserin birden fazla yerde basılması olasılığında, suçun, eserin yayım merkezi dışındaki baskısında meydana gelmiş olması durumunda, hem eserin yayım merkezinin hem de suçun meydana geldiği baskı merkezinin bulunduğu yerin seçenekli olarak yetkili olduklarına dikkat edilmelidir. “Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olan hakaret suçunda eser, mağdurun yerleşim yerinde veya oturduğu yerde dağıtılmışsa, o yer mahkemesi de yetkilidir. Mağdur, suçun işlendiği yer dışında tutuklu veya hükümlü bulunuyorsa, o yer mahkemesi de yetkilidir (CMK m. 12/4).” Burada da birden fazla ve seçimlik yetkinin söz konusu olduğuna dikkat edilmelidir. “Görsel veya işitsel yayınlarda da bu Maddenin üçüncü fıkrası hükmü uygulanır. Görsel ve işitsel yayın, mağdurun yerleşim yerinde ve oturduğu yerde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir (CMK m. 12/5).” Yine bu durum için de birden fazla yere seçenekli biçimde yetki verme ilkesi benimsenmiştir.
Yabancı ülkede işlenen suçlarda yetkili mahkeme
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 14/1. maddesi, yabancı ülkede işlenen suçlarda yetkili mahkemenin belirlenmesinde 13. maddenin birinci ve ikinci fıkrasına atıf yapmıştır. Buna göre öncelik sırasıyla şüpheli veya sanığın; a) Türkiye’de yakalandığı ver, b) Yakalanmamışsa yerleşim yeri mahkemesi, c) Türkiye’de yerleşim yeri yoksa Türkiye’de en son adresinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Ancak tüm bunlara ek olarak CMK m. 14/2 hükmü uyarıca Cumhuriyet savcısının, şüphelinin veya sanığın istemi üzerine Yargıtay, suçun işlendiği yere daha yakın olan yer mahkemesine de yetki verebilecektir. Ayrıca şüpheli veya sanık Türkiye’de yakalanmamış, yerleşmemiş veya adresi yoksa; yetkili mahkeme, Adalet Bakanının istemi ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının başvurusu üzerine Yargıtay tarafından belirlenir (CMK m. 14/3).
YABANCI ÜLKEDE İŞLENEN SUÇLARDA YETKİLİ MAHKEMENİN BELİRLENMESİNDE KANUN’UN 14. MADDESİNİN, 13. MADDENİN ÜÇÜNCÜ FIKRASINA ATIF YAPMADIĞINA, DOLAYISIYLA DA YABANCI ÜLKEDE İŞLENMİŞ BİR SUÇTA İLK USUL İŞLEMİNİN YAPILDIĞI YER MAHKEMESİNİN YETKİSİNİN BULUNMADIĞINA DİKKAT EDİLMELİDİR!
Öte yandan Kanun, yabancı ülkede işlenen suçlarda yetkili mahkemenin belirlenmesinde bir de özel yetki kuralı öngörmüştür. 14/4. maddeye göre, “Yabancı ülkelerde bulunup da diplomatik bağışıklıktan yararlanan Türk kamu görevlilerinin işledikleri suçlardan dolayı yetkili mahkeme Ankara mahkemesidir. ” Kanunumuz diplomatik bağışıklığı bulunan Türk kamu görevlilerinin işlediği suçun şahsi veya görev suçu olması arasında bu noktada bir ayrım yapmamaktadır.
Deniz, hava ve demiryolu taşıtlarında veya bu taşıtlarda işlenen suçlarda yetkili mahkeme
Öncelikle bu noktada yetkiyi ülke içinde ve ülke içinde olmak üzere ikiye ayırarak Kanun’un sistematiği açısından daha uygun olacaktır.
15/3. madde uyarınca, “Ülke içerisinde deniz, hava veya demiryolu taşıtlarında ya da bu taşıtlarla işlenen suçlarda, bunların ilk ulaştığı yer mahkemesi de yetkilidir. ”
Ülke dışında işlenen suçlarda ise 15/1, 2, 4. maddeye göz atmakta fayda olacaktır. Söz konusu maddeye göre, “Suç, Türk bayrağını taşıma yetkisine sahip olan bir gemide veya böyle bir taşıt Türkiye dışında iken işlenmişse, geminin ilk uğradığı Türk limanında veya bağlama limanında bulunan mahkeme yetkilidir (CMK m. 15/1). Türk bayrağını taşıma hakkına sahip olan hava taşıtları ile demiryolu taşıtları hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır (CMK m. 15/2). Çevreyi kirletme suçu, yabancı bayrağı taşıyan bir gemi tarafından Türk kara suları dışında işlendiği takdirde, suçun işlendiği yere en yakın veya geminin Türkiye’de ilk uğradığı limanın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir (CMK m. 15/4). ”