Ceza Yargılamasında Kanun Yolları Nelerdir? Kimler Kanun Yoluna Başvurabilir?

Ceza Yargılamasında Kanun Yolları Nelerdir? Kimler Kanun Yoluna Başvurabilir?

Hâkimler veya mahkemeler tarafından veri­len kararların denetlenmesi amacıyla başvurulan hukuksal çarelere kanun yolları adı verilir. Kanun yolu şeklindeki hukuksal çare, sadece yargılama makamlarının kararlarına karşı kabul edilmiş ol­duğundan, savcının kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yargılama makamına yapılan baş­vuruya Kanun her ne kadar “itiraz” adını vermiş­se de bu teknik anlamda bir itiraz değildir.

CMUK, tek dereceli bir denetim mahkemesi öngörmüşken, yeni Kanunumuz iki dereceli de­netim muhakemesi benimsemiştir. Böylece, ka­rarlara karşı kural olarak önce istinaf, istinaf ka­rarlarına karşı da temyiz yoluna başvurulacaktır.

Kanun yolları değişik ayrımlara tabi tutul­makla birlikte, bu ayrımlardan en önemlisi, ola- ğan-olağanüstü kanun yolları ayrımıdır. Henüz kesinleşmemiş kararlara karşı kabul edilen ka­nun yollarına “olağan”, kesinleşmiş kararlara karşı başvurulabilen kanun yollarına ise “olağa­nüstü” kanun yolu adı verilir. İtiraz, istinaf ve tem­yiz olağan, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itirazı, kanun yararına bozma ve yargılamanın yenilenmesi ise olağanüstü kanun yollarıdır.

Ayrıca şunu da belirtmemiz gerekir ki itiraz ve istinaf kanun yolları, fiili denetimi içerirken, temyize ise sadece hukuki denetim amacıyla başvurulur.

Kanun Yollarına Başvurma Hakkı

Kanun yoluna gidilmesi ve bu çerçevede bir muhakeme yapılabilmesi için kural olarak, istem aranır.

Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cum­huriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği ka­rara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfa­tını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulu- nanlar için kanun yolları açıktır (CMK m. 260/1). Katılanın vazgeçmesi hâlinde ise CMK m. 243 uyarınca katılma hükümsüz kalacağından, artık suçtan zarar görenin kanun yoluna başvurma hakkı yoktur.

Cumhuriyet savcısı, kanun yoluna başvurur­ken sanığın lehine mi aleyhine mi başvurduğunu dilekçesinde belirtmek zorundadır; belirtmemiş­se, başvurunun sanığın lehine olduğunu kabul etmek gerekir. Ayrıca savcı, aynı anda aynı sa­nık için hem lehine hem aleyhine olacak şekilde kanun yoluna başvuramaz. Ancak aynı olayda birden fazla sanık olması hâlinde, başvuru sa­nıklardan birisi için lehe diğeri için aleyhe olabilir.

Tüzel kişinin kanun yoluna başvurabileceği Kanun’da açıkça belirtilmemiş olmasına rağmen, 249/2. madde gereğince, duruşmaya kabul edil­miş olan tüzel kişinin organ veya temsilcisinin, CMK’nın katılana veya sanığa sağladığı haklar­dan yararlanabileceği ifade edilmiş olduğundan, tüzel kişinin organ veya temsilcisinin de kanun yoluna başvurma hakkına sahip olduğunun ka­bulü gerekir.

Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cum­huriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet sav­cıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler (CMK m. 260/2).

Avukat, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendi­ği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşu­luyla kanun yollarına başvurabilir (CMK m. 261). Eğer vekâletnamede vekil veya müdafiin kanun yollarına başvuru yetkisi kısıtlanmışsa, artık tem­sil edilen kişinin açıkça kanun yollarına başvurul­ması hususunda bir beyanına ihtiyaç duyulacak­tır. Öte yandan, CMK m. 266/3 hükmü uyarınca, onsekiz yaşını doldurmamış ya da sağır dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede malûl olanlar için baro tarafından görevlendirilen zo­runlu müdafi, şüpheli ve sanığın iradesine aykırı olarak, onun yararına kanun yoluna başvurula­bilecektir. Aynı durum, davaya katilinmiş olmak koşuluyla, CMK m. 234/2’ye göre görevlendirilen zorunlu vekil için de geçerlidir.

Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi, şüpheli veya sanığa açık olan kanun yolla­rına süresi içinde kendiliklerinden başvurabilirler. Şüphelinin veya sanığın başvurusuna ilişkin hü­kümler, bunlar tarafından yapılacak başvuru ve onu izleyen işlemler için de geçerlidir (CMK m. 262).

Tutuklu bulunan şüpheli veya sanık, zabıt kâtibine veya tutuklu bulunduğu ceza infaz ku­rumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek ka­nun yollarına başvurabilir (CMK m. 263/1). Zabıt kâtibine başvuru hâlinde, kanun yollarına başvu­ru beyanı veya dilekçesi ilgili deftere kaydedildik­ten sonra bu hususları belirten bir tutanak düzen­lenerek tutuklu bulunan şüpheli veya sanığa bir örneği verilir (CMK m. 263/2).

Kurum müdürüne başvuru hâlinde m. 263/2 hükmüne göre işlem yapılarak, tutanak ve di­lekçe derhâl ilgili mahkemeye gönderilir. Zabıt kâtibi başvuruyu ilgili deftere kaydeder (CMK m. 263/3).

Zabıt kâtibi veya kurum müdürü tarafından m. 263/2 hükmüne göre işlem yapıldığı zaman kanun yolları için Ceza Muhakemesi Kanunu’n- da belirlenen süreler kesilmiş sayılır (CMK m. 263/4).