Kat karşılığı inşaat sözleşmesi taşınmazın süresinde teslim edilmemesi

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi taşınmazın süresinde teslim edilmemesi

YARGITAY 15. Hukuk Dairesi
Esas No : 2018/5507
Karar No : 2019/1125

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından duruşma istenmiş ise de miktar itibariyle duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ile ilgili yapılan icra takibine itirazın iptâli talebine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Davacı arsa sahibi vekili; müvekkillerinin müşterek maliki oldukları İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, Göztepe Mahallesi, 409 ada, 10 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davalı şirket ile Kadıköy 13. Noterliği’nin 10.06.2014 tarih ve 10066 yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin imzalandığını, sözleşmenin 7. maddesi gereği, arsa sahiplerinin, 10.06.2014 tarihinden itibaen, 1 aylık süre içerisinde binayı boş olarak davalı şirkete teslim ettiklerini, ancak müteahhit firmanın, sözleşmenin 12. maddesi gereği, sözleşme başlama tarihi olan 10.07.2014 tarihinden itibaren 14 aylık süre içerisinde taşınmazları teslim etmeyi vadetmesine rağmen, zamanında teslim etmediğini, ayrıca kira yardımı paralarının da ödenmediğini, gecikme cezai şart bedeli ile birlikte kira paralarının ödenmesi için gönderilen Kadıköy 26. Noterliği’nin 05.11.2015 tarih ve 21720 yevmiye numaralı ihtarnamesine rağmen ödeme yapılmadığından, alacağın tahsili için İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü’nün 2016/1070 Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, ancak takibin davalı tarafın itirazı ile durduğunu, her ne kadar itiraz gerekçesi olarak sözleşmenin 12. maddesinin sehven imzalandığı beyan edilmiş ise de; avukat aracılığı ile imzalanan ve defalarca toplantılarda gündeme getirilen sözleşmenin sehven imzalanmış olduğu iddiasının hukuki izahattan yoksun olduğunu, icra dosyasına yapılan itiraz açıkça kötüniyetli olduğundan iptâli ile, takibin devamını ve alacağın %40’ı oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı yüklenici vekili savunmasında; sözleşmenin imzalanması ve binanın boş olarak müvekkiline teslim edilmesi tarihinin, sözleşme ile öngörülen sürenin başlangıcına esas teşkil edemeyeceğini, zira sözleşme imzalandıktan sonra taşınmaz ile ilgili belediye tarafından imar plan notlarında değişikliğe gidilmesi nedeniyle, ruhsat için başvuru yapılamadığını, imar durumunun belediyeden 08.09.2014 tarihinde, yapı ruhsatının 23.12.2014 tarihinde alındığını, sözleşme ile kararlaştırılan 14 aylık sürenin 23.12.2014 tarihinden itibaren başlaması gerektiğini, kaldı ki imzalanan sözleşmenin 23. maddesinde bulunan ”Mücbir Sebepler” başlığı altında, ” …yasal mercilerin imar değişikliği veya imar durdurması gibi sebeplerle işin yapımını durdurmaları kanunen mücbir sebep sayılacak diğer hallerdir…” şeklinde hüküm bulunduğunu, imar durumundaki aksaklık giderilerek, ruhsatın alındığı 23.12.2014 tarihinden itibaren 14 aylık süre hesaplandığında, 25.01.2016 tarihinde yapılan teslimin sözleşmeye uygun olduğunu, ayrıca davacı tarafın talebi ile yapılan tadilat ve eklemeler için alınması gereken tadilat projesinin onayı için belediyedeki yoğun iş yükü nedeniyle, müvekkilinden kaynaklanmayan gecikmelerin de ortaya çıktığını, tüm bunlara rağmen müvekkilinin süresinden önce inşaatı tamamlayarak, sözleşmedeki hukuki ve teknik şartnameye uygun şekilde, davacılara dairelerini teslim ettiğini, haksız açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile itirazın iptâline ve asıl alacak üzerinden icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair verilen hüküm, davalı vekilince temyiz olunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı davasında, davalıdan olan alacağı ile ilgili olarak icra takibine geçtiğini, ancak takibe itiraz edildiğini belirterek, itirazın iptâli ile takibin devamına ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiş, mahkemece yargılama yapılıp bilirkişiden de rapor alınarak dava kabul edilmiştir. Bu durumda alacak yargılama ile belirlenmiş olup likid sayılamayacağından davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenle bozulması gerekir. Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK’nın geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’nın 438/VII. maddesi gereği kararın düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ:
 Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle mahkeme kararının ilk paragrafındaki asıl alacak ile başlayan son cümlesinin karardan çıkarılarak, yerine “davacının koşulları oluşmayan icra inkâr tazminat talebinin reddine” cümlesinin yazılmasına, kararın değiştirilmiş bu haliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin haçlarının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 5766 sayılı Kanun’un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 13.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.