Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Nasıl Yapılır?

Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Nasıl Yapılır?

Güvenlik tedbirleri 5237 sayılı TCK.nunda hükme bağlanmasına rağmen, bunların nasıl infaz edileceğine dair hükümler ise değişik yasal mevzuatta düzen­lenmiştir.

Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, kasten işlenmiş olduğu bir suç­tan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak kişi hakkında uygu­lanan 5237 sayılı Kanununun 53. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde hükme bağlanmıştır. Söz konusu madde hükmünde bağlanan güvenlik tedbirlerinin nasıl infaz edileceği Tüzüğün 57. maddesinde hükme bağlanmıştır.

5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin 5 ve 6. fıkralarına hükmedilen tedbirler ise, 5275 sayılı Kanunun 10. maddesine göre denetimli serbestlik ve yardım mer­kezi şube müdürlüğü ya da büroları tarafından Denetimli Serbestlik Ve Yardım Merkezleri İle Koruma Kurulları Yönetmeliği hükümleri gereğince yerine getirilir.

5237 sayılı Kanunun 54 ve 55. maddelerinde hükme bağlanan müsadere hü­kümlerine dair mahkeme kararları, Tüzüğün 58. maddesi gereğince Suç Eşyası Yönetmeliği’nde hükme bağlanan esas ve usule göre yerine getirilir.

5237 sayılı Kanunun 56. maddesinde hükme bağlanan çocuklara özgü güven­lik tedbirleri ise; Tüzüğün 59. maddesi uyarınca, 5395 sayılı Çocuk Koruma Ka­nunu, Çocuk Koruma Kanununa Göre Verilen Koruyucu Ve Destekleyici Tedbir Kararlarının Uygulanması Hakkında Yönetmelik ve Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına ilişkin Usûl Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri gereğince yerine getirilir.

5237 sayılı Kanunun 57. maddesinde hükme bağlanan akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirleri, Tüzüğün 60. maddesi uyarınca 5237 sayılı Kanunun 57. mad­di sinde belirtilen esas ve usullere göre infaz edilir.

5237 sayılı Kanunun 58. maddesinde hükme bağlanan mükerrirlere özgü güvenlik tedbirleri, Tüzüğün 61. maddesi uyarınca, mükerrirlere özgü infaz rejimi, »275 sayılı Kanunun 108. maddesinin 1, 2 ve 3. fıkralarında gösterilen esas ve usullere göre yerine getirilir. 5275 sayılı Kanunun 108. Maddesinin 4, 5 ve 6. Fıkralarında hükmedilen denetimli serbestlik tedbirleri, 5275 sayılı Kanunun 104. Maddesine göre denetimli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlükleri ya da büroları tarafından, Denetimli Serbestlik Ve Yardım Merkezleri İle Koruma Kurulları Yönetmeliği hükümleri gereğince yerine getirilir.

5237 sayılı Kanunun 59. maddesi gereğince hükmedilen sınır dışı edilme güvenlik tedbiri, Tüzüğün 62. maddesi uyarınca infaz edilir.

En son olarak 5237 sayılı Kanunun 60. maddesinde hükme bağlanan tüzel ki­şiler hakkında güvenlik tedbirleri infazı ise Tüzüğün 63. maddesi uyarınca yerine getirilir.

İşle bu bölümde yukarda belirtilen hususlar inceleme konusu teşkil etmektedir.

Ayrıca bu bölümde etkin pişmanlık halinde hükmedilen güvenlik tedbirlerinin infazı ile Denetimli Serbestlik Ve Yardım Merkezleri İle Koruma Kurulları Yönetmeliğini’nin 79 ila 81. maddelerinde hükme bağlanan hükmün açıklanmasının geri bırakılması halinde yapılacak işlemlerle ilgili olarak da açıklamalar yapılacaktır.

BELLİ HAKLARI KULLANMAKTAN YOKSUN BIRAKILMA GÜVENLİK TEDBİRİNİN İNFAZI

Konun açıklamasına geçmeden önce Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 18.10.2011 tarih ve 6 nolu infaz ve denetimli serbestlik işlemleri başlıklı genelgesinde belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin infa­zı ile ilgili olarak yapılan açıklamalar bu kısımda verilmesini uygulama bakımın­dan

5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinde belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirine ilişkin hükümlere yer verilmiş, kişinin kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak maddede belirtilen hükümlerin infazı konusunda ise 5402 sayılı Kanun, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük ve ilgili Yönetmelikte çeşitli düzenlemeler bulunmaktadır.

Anılan Kanunun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkrasına göre hükme dilen tedbirler, 5275 sayılı Kanunun 104 üncü maddesi uyarınca denetimli serbestlik ve yardım merkezleri şube müdürlüğü ya da büroları tarafından yerine getiril inekte, bu hükmün uygulanmasına ilişkin düzenlemeler ise, 5402 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile ilgili Yönetmelikte yer almaktadır.

Öte yandan, 5352 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde, Kanunun amaç ve kapsamının; kesinleşmiş ceza ve güvenlik tedbirlerine ilişkin bilgilerin otomatik işleme tabi bir sistem kullanılarak toplanmasına, sınıflandırılmasına, değerlendirilmesine, muhafaza edilmesine ve gerektiğinde en seri ve sağlıklı biçimde ilgililere bildirilmesine dair usul ve esasları belirlemek olduğuna değinilmiş; 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereğince, belli hakları kullanmaktan yoksun bira kılma ile ilgili olarak; kasten işlenen bir suç nedeniyle hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak yoksun kalınan haklara cezanın ertelenmesi dolayısıyla getirilen istisnaya ilişkin kararlar ile mahkûmiyet hükmüyle bağlantılı olarak verilen, belli bir hak ve yetkinin kullanılmasının veya belli bir meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin kararlar, adlı sicile kaydedilecek bilgiler arasında sayılmış; “Adli sicil bilgilerinin silinmesi” kenar başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde ise, cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması hâlinde, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce adli sicildeki bilgilerin silinerek arşiv kaydına alınacağı hükme bağlanmıştır.

7/9/2005 tarihli ve 25929 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Adli Sicil Yönetmeliğinin “Tanımlar” kenar başlıklı üçüncü maddesinde yerine getirme fişi; ” fer’i cezalarda, güvenlik tedbirlerinde sürenin bittiğini, …bildiren fişi ifade eder” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 11 inci maddesinin birinci fıkrasında da, Kanunun 9 uncu maddesindeki düzenlemeye paralel bir şekilde, cezanın veya güvenlik tedbirinin infazının tamamlanması hâlinde anılan Genel Müdürlük tarafından adli sicildeki bilgilerin silinerek arşiv kaydına alınacağı düzenlenmiştir.

Diğer taraftan, 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında işediği suç dolayısıyla kişinin hangi haklardan yoksun bırakılacağı sayma yoluyla ve sınırlı olarak belirlenmiştir. Doktrinde ve yargı kararlarında; birinci fıkrada belirtilen hak yoksunlukları için mahkeme karar vermese dahi anılan fıkradaki hak yoksunluklarının kendiliğinden sonuç doğuracak ve infazda resen uygulanacak mahiyette olduğu kabul edilmelidir.

Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 9/11/2005 tarihli ve 2005/9860 Esas, 2005/14743 Karar sayılı ilamında; “Kararda 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin uygu­lanması gösterilmemiş olsa bile; kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mah­kûmiyetin kanuni sonucu olarak bu hususun infaz sırasında dikkate alınmasının mümkün olduğuna” karar vermiştir. Ancak, belli bir hak ve yetkinin kötüye kulla­nılması suretiyle işlenen kasıtlı suçlar dolayısıyla mahkûmiyet hâlinde, mahkûm olunan cezanın infazından sonra da etkili olmak üzere bu hak ve yetkinin kullanıl­masının yasaklanmasına ayrıca hükmedilmesi gerekmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 11/4/2006 tarihli ve 2006/9-55 Esas, 2006/115 Karar sayılı ilamında da; “… hükümlüler hakkında tayin olunan hürriyeti bağlayıcı cezanın kanuni sonucu olarak 5237 sayılı TCY.nın 53. maddesinin uygu­lanmasında zorunluluk bulunması gerektiğine ilişkin bozma kararının isabetli ol­madığı” belirtilmiştir.

5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen hak yoksunlukları hiçbir durumda süresiz değildir. Kural olarak da hapis cezasının infaz edildiği süre ile sınırlıdır. Ancak, maddenin üçüncü fıkrasındaki hâlde, madde­nin birinci fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksun­luk süresi koşullu salıverme tarihine kadardır. Nitekim, Yargıtay 10. Ceza Dairesi­nin 27/2/2007 tarihli ve 2006/15487 Esas, 2007/2335 Karar sayılı ilamında; “Sanı­ğın TCK’nun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğunu, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine kadar, diğer kişiler yönünden ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kullanamayacağı yönünde karar verilmesi gerektiği gözetilmeden 53 üncü maddenin üçüncü fıkrasına aykırılık oluş­turması yasaya aykırıdır.” ifadelerine yer verilmiş; Yargıtay Ceza Genel Kurulu­nun 1/2/2011 tarihli ve 2011/8-16 Esas, 2011/17 Karar sayılı ilamında da; “… Bozulmasına, ancak yeniden yargılama gerektirmeyen bu konularda, 5320 sayılı Ya­sanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CYUY’nın 322. maddesindeki yetkiye istinaden hükümden 5237 sayılı TCY’nın 53. maddesinin uy­gulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak yerine “sanığın 5237 sayılı TCY’nın 53/1. madde ve fıkrasında sayılan hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına, bu yok­sunluğunun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısın­dan koşullu salıverilmesine kadar, diğer hakları yönünden ise hapis cezasının infa­z tamamlanıncaya kadar sürmesine” ibaresinin eklenmesine … hükmün, düzeltile­ni onanmasına” şeklinde karar verilmiştir.

5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesi ile 5352 sayılı Kanuna ilişkin kanun teklifinin  genel gerekçesinde, söz konusu hak yoksunluklarının cezanın infazının tamamlanıncaya kadar devam edeceği öngörülmüştür. Buna göre, herhangi bir I ııy da şerh düşülme ya da bir yargı kararı gibi başkaca bir işleme gerek kalmaksı­zın hu hak yoksunluğu kendiliğinden ortadan kalkmaktadır.

Hak yoksunlukları kural olarak hapis cezasının infaz edildiği süre ile sınırlı ı <* de 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasında bunun istisnasına yer verilmiştir. Buna göre maddenin birinci fıkrasında sayılan hak ve yetkiler­den birinin  kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkumiyct durumunda, cezanın infazından sonra işlemek üzere hak yoksunluğuna karar verilebilir. Fıkrada, hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verileceği  hükmüne yer verildiğinden. infazın tamamlanmasından sonra da hak yoksunluğunun belirli bir süre devam etmesi, bunun kararda ayrıca gösterilmiş olması şartına bağlıdır. Kararda gösterilmemiş olması halinde ise, hükümlü bakımından kazanılmış hak oluşturacaktır. Bu durumda hak yoksunluğu, sadece cezanın infazı tamamlanıncaya kadar devam edecektir.

Kanun bu hakların ne zaman sona ereceğini göstermiş olmasına rağmen anılan haklardan kişinin hangi andan itibaren yoksun bırakılacağına dair açık bir hükme yer vermemiş ise de hak yoksunluğunun, mahkûmiyetin kesinleşmesiyle başladığı­nın kabulü gerekmektedir. 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin beşinci ve al­tıncı fıkralarında da açıkça hükmün kesinleşmesiyle yasaklama ve geri almanın yü­rürlüğe gireceği, sürenin ise cezanın infazından sonra işlemeye başlayacağı belir­tilmiştir. Bu durumda maddenin birinci ve ikinci fıkraları ile üçüncü fıkradaki “işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla”’ ibaresi birlikte değerlendirildiğinde; birinci fıkra­da sayılan belli haklardan yoksun bırakılmanın, cezanın kesinleşmesinden itibaren başlayacağı anlaşılmaktadır.

Bu açıklamalar karşısında, 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen hak yoksunluklarının günün teknolojik imkânlarından da ya­rarlanılması suretiyle infazı mümkündür.

1/7/2011 tarihli ve (4) No’lu “ Şüpheli-sanık karar takip formları ile gıyabî tu­tuklama kararları ve yakalama emirlerinin UYAP’ta düzenlenmesi, infaz ve güncel­liklerinin takibi” konulu Genelgede de belirtildiği üzere; İçişleri Bakanlığı Kaçak­çılık İstihbarat Harekât ve Bilgi Toplama Daire Başkanlığı (KİHBİ) Bilgi Sistemi- UYAP entegrasyonunun ilk adımı olarak, sadece aranan kişilerin ülke genelinde adli kolluk birimlerince sorgulanabilmesi için Jandarma Genel Komutanlığı Muha­bere Elektronik ve Bilgi Sistemleri Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Bilgi İşlem Daire Başkanlığınca, UYAP ve KİHBİ Bilgi Sistemindeki arama bilgilerinin aynı sayfa üzerinde gösterildiği KİHBÎ-UYAP ortak sorgulama sayfası oluşturula­rak 11/8/2008 tarihinden itibaren yakalama, tutuklama ve ilamat kaydına dair işlemlerin tamamının (işletimde olmayan kapatılmış adli birimler ile askerî makamlar tarafından verilen arama kararları hariç) Sistem üzerinden elektronik ortamda sorgulanmasına imkân sağlandığından 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen belli haklan kullanmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin infazında da bu Sistemden yararlanılabilecektir.

5237 sayılı Kanunun 53. maddesinde hükme bağlanan belli hakları kullan maktan yoksun bırakılmasına dair güvenlik tedbirlerinin infazı konusu üç başlık al tında inceleme konusu yapılacaktır.

5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (e) bendinde hükme bağlanan güvenlik tedbirlerinin infazı:

(Tüzüğün m. 57)

Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma, kasten işlenmiş olduğu bir suç tan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak kişi hakkında uygu lanan 5237 sayılı TCK.nun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (e) beni li­rinde sayılan tedbirler olup; söz konusu tedbirler Tüzüğün 57. maddesi uyarınca infaz edilir.

Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma tedbirleri aşağıda belirtilen esaslara göre yerine getirilir:

  1. a) Mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına gönderilen ilâm, infaz defterim kaydedilerek infaza başlama ve bitiş tarihleri yazılır. Ancak bu tedbirlerin infazına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak hapis cezasının infazına başlama tarihi ile birlikte başlanır,
  2. b)Cumhuriyet başsavcılığınca, hapis cezasının infazına  başlanacağı tarih de dikkate alınarak, bu tedbiri içeren ilamın içeriği, tedbirin konusu ve niteliğine göre ilgili kurum ve kuruluşlar ile kolluğa bildirilir.Cumhuriyet başsavcılığına, ayrıca infaza başlama ve bitiş tarihleri de bildirilir,
  3. c) 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ilâ (e) bent­lerinde belirtilen yoksun bırakılma konusu faaliyet ve görevlerle ilgili olarak, tedbi­rin infazının tamamlanmasından sonra hükümlünün bu faaliyet ve görevlerde bu­lunabilmesi, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu hükümlerine göre temin edeceği adlî si­cil kaydının ilgili yere ibrazı ile mümkündür.

5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin 5. fıkrasında hükme bağlanan güvenlik tedbirlerinin infazı:

Söz konusu güvenlik tedbiri, 5275 sayılı Kanunun 10. maddesine göre dene­timli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da büroları tarafından Dene­timli Serbestlik Ve Yardım Merkezleri İle Koruma Kurulları Yönetmeliği’nin 65, 66 ve 67. maddeleri gereğince yerine getirilir.

Belli hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanması güvenlik tedbiri, 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasına göre aynı maddenin birinci fıkrasında sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katma kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanması suretiyle yerine getirilir.

Belli hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanması güvenlik tedbiri hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tamamen infazından itibaren baş­lar.

Hükümlü hakkındaki ilam, mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Cumhuriyet başsavcılığınca cezanın infazından sonra ilam denetimli serbestlik ge­nel defterine kaydedilir ve şube müdürlüğü veya büroya gönderilir.

Şube müdürlüğü veya büro ilamı denetimli serbestlik defterine kaydettikten sonra ilgili kurum ve kuruluşlar ile kolluğa bildirir.

Hükümlünün güvenlik tedbirine uyup uymadığı şube müdürlüğü veya büro ta­rafından her zaman denetlenir.

Hakkında belli hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanması güvenlik tedbiri kararı verilen hükümlüye on gün içinde şube müdürlüğü veya büroya başvurması hususunda bildirim yapılır.

Hükümlünün; haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti ol­maksızın şube müdürlüğü veya büroya; on gün içinde başvurmaması hâlinde gü­venlik tedbirinin infazı, ilgili kurum ve kuruluşlardan istenir. Ayrıca hükmün infa­zından sonra güvenlik tedbirinin sona erme tarihi yeniden ilgili kurum ve kuruluşa bildirilir.

Hükümlünün; süresinde başvurması halinde, denetim görevlisi veya denetle­me memuru tarafından denetleme planı hazırlanır. Denetleme memuru tarafından hazırlanan denetleme planı, denetim görevlisinin onayı ile uygulamaya koyulur. Denetleme planında, güvenlik tedbirinin başlangıç ve bitiş tarihleri belirtilir. Şube müdürlüğü veya büroca hazırlanan denetleme planı; hükümlüye, ilgili kurum ve kuruluşlar ile kolluğa bildirilir.

Hükümlünün denetleme planına uyup uymadığı şube müdürlüğü veya büroca her  zaman denetlenir.

Güvenlik tedbirinin başlama tarihi, cezanın tamamen infaz edildiği tarihtir.

Denetleme planına uyulmadığının ilgili kurum yada kuruluşlar ile kolluk tarafından bildirilmesi yada şube müdürlüğü veya büro tarafından tespit edilmesi halinde, hükümlü denetleme planına uyması yönünde şube müdürlüğü veya büroca uyarılır. Uyarıya rağmen denetleme planına uymaması halinde, kararda belirtilen süre sonuna kadar infaz ilgili kurum ve kuruluşlar ile kolluk tarafından takip edilir. İlgili kurum ve kuruluş ya da kollukça kararda belirtilen süre sonunda evrak şube müdürlüğü veya büroya iade edilir. Şube müdürlüğü veya büroca kayıt kapatılarak evrak mahkemeye iletilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

Güvenlik tedbiri sona erdiğinde durum, ilgili kurum ve kuruluşlar ile kolluğa iletilerek evrakın iadesi istenir, kayıt kapatılır ve evrak mahkemeye iletilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir.

5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin 6. fıkrasında hükme bağlanan güvenlik tedbirlerinin infazı:

Söz konusu güvenlik tedbiri, 5275 sayılı Kanunun 10. maddesine göre dene­timli serbestlik ve yardım merkezi şube müdürlüğü ya da büroları tarafından Dene­timli Serbestlik Ve Yardım Merkezleri İle Koruma Kurulları Yönetmeliği’nin 68, 69, 70, 71 ve 72. maddeleri gereğince yerine getirilir.

Meslek veya sanatın icrasının yasaklanması ya da sürücü belgesinin geri alınması güvenlik tedbiri, 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin altıncı fıkra­sına göre belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâ­linde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icra­sının yasaklanması ya da sürücü belgesinin geri alınması suretiyle yerine getirilir.

Mahkemece ilam Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Cumhuriyet başsavcı­lığınca hükmün tümüyle infazından sonra ilam denetimli serbestlik genel defterine kaydedildikten sonra şube müdürlüğü veya büroya gönderilir.

Şube müdürlüğü veya büro ilamı denetimli serbestlik defterine kaydeder. Ayrıca bir örneğini Türkiye İş Kurumu ile ilgili kurum ve kuruluşlara iletir.

Meslek veya sanatın icrasının yasaklanması güvenlik tedbiri aşağıda be­lirtilen usul ve esaslar kapsamında yerine getirilir:

Bu yaptırım, hak ederek salıverme tarihinden sonra başlamak koşulu ile hükümlüye bildirildiği tarihte başlar.

Şube müdürlüğü veya büro ilamı, denetimli serbestlik defterine kaydettikten sonra hükümlüye on gün içinde şube müdürlüğü veya büroya başvurması hususun da bildirim yapar. Hükümlünün, haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti olmaksızın on gün içinde gelmemesi hâlinde durum, Cumhuriyet başsavcılığı aracılığı ile mahkemeye bildirilir.

Hükümlünün bu süre içinde başvurması hâlinde ise, şube müdürlüğü veya büro ilamın yerine getirilmesi için bir denetim planı hazırlar. Bu planda; meslek veva sanatın icrasının yasaklanmasının başlama ve bitiş tarihleri, gerektiğinde hükümlü nün hangi aralıklarla şube müdürlüğünü veya büroyu ziyaret edeceği, denetimli serbestlik görevlilerinin hangi aralıklarla hükümlünün aile ve sosyal çevresi ile görüşeceği gibi bilgiler yer alır. Şube müdürlüğü veya büroca hazırlanan denetim planı; hükümlüye, ilgili meslek kuruluşuna, mahalli idareye ve kolluğa bildirilir.

Hükümlünün denetim planına uyup uymadığı şube müdürlüğü veya büroca her zaman denetlenir. Ancak ulaşım güçlüğü veya güvenlik gibi nedenlerin bulunması hâlinde denetim planı ilgili meslek kuruluşu ile kolluk tarafından takip edilir Denetim planına uyulmadığının; kolluk, mahalli idare veya ilgili meslek kuruluş tarafından bildirilmesi ya da şube müdürlüğü veya büro tarafından tespit edilmesi halinde durum mahkemeye iletilmek üzere cumhuriyet başsavcılığına bildirilerek kolluk, Türkiye İş Kurumu, mahalli idare ve ilgili meslek kuruluşundan evrak istenir ve kayıt kapatılır.

Sürücü belgesinin geri alınması güvenlik tedbiri aşağıda belirtilen usul ve esaslar kapsamında yerine getirilir:

Şube müdürlüğü veya büro sürücü belgesinin on gün içinde şube müdürlüğü veya büroya teslimi için hükümlüye bildirim yapar, ayrıca kolluk ile hükümlünün kayıtlı olduğu meslek kuruluşuna bildirir.

Hükümlünün, haklı, geçerli ve gerektiğinde belgelendirilebilen mazereti ol­maksızın on gün içinde sürücü belgesini teslim etmemesi hâlinde durum, mahke­meye iletilmek üzere derhal bağlı bulunulan Cumhuriyet başsavcılığına bildirilir. Şube müdürlüğü veya büroca kolluktan ve ilgili meslek kuruluşundan evrak istenir ve kayıt kapatılır.

Teslim alınan sürücü belgeleri, ilgilinin dosyasında saklanır.

Güvenlik tedbirleri sona erdiğinde, kolluktan, Türkiye İş Kurumundan, ma­halli idareden ve meslek kuruluşundan evrakın iadesi istenir, kayıt kapatılır ve ev­rak mahkemeye iletilmek üzere Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Ayrıca tes­lim edilmiş ise sürücü belgesini on gün içinde şube müdürlüğü veya bürodan alma­sı için hükümlüye bildirim yapılır. Bu süre sonunda teslim alınmayan sürücü belge­leri kolluğa gönderilir.

  • Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 18.10.2011 tarih ve 6 nolu infaz ve denetimli serbestlik işlemleri başlıklı genelgesinde belli hakları kul­lanmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin infazı ile ilgili olarak şu hu­suslar vurgulanmıştır:
  • 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki hak yoksun­luklarının;
  1. Kural olarak mahkûmiyetin kesinleşmesiyle başlayıp mahkûm olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya,
  2. Ancak hükümlünün maddenin birinci fıkrasının (c) bendindeki hak ve yet­kileri kullanmak yönündeki yoksunluğunun, kendi alt soyu üzerindeki velayet, ve­sayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıverilmesine

kadar süreceğinin bilinmesi,

  • Bu tedbirlere ilişkin mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına gönderilen ilamların infaz kaydına kaydedilerek asıl cezanın kesinleşmesinden itibaren hakederek salıverilme tarihinin sonuna kadar hapis cezasının başka bir yerde infaz edilip edilmediğine bakılmaksızın hükmü veren mahkemenin bulunduğu yer Cum­huriyet başsavcılığınca takibinin yapılması,
  • Kasıtlı bir suçtan kesinleşmiş hapis cezasına mahkûm olan ve hâlihazırda maddenin birinci fıkrasında sayılan hakları kullanan bir kişinin bu durumunun ilgili kamu veya özel kurum ve kuruluş tarafından bilinememesi, bu kişilerin maddede sayılan faaliyetlerden birini ya da birkaçını daha evvel almış oldukları izin, atanma ya da seçilme sebebiyle sürdürebilmesi ile asıl cezanın infazından kaçması duru­munda da bu hakları kullanmaya devam edebilmeleri karşısında; hak yoksunluklarını içeren ilamın infazı için sadece kişilerin nüfus kaydına şerh düşülmesi ile yeti­nilmeyerek Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzüğün 57 inci maddesi uyarınca, bu tedbiri içeren ilamın içeriği, tedbirin konusu ve niteliğine göre ilgili kurum ve kuruluşlara bildirim yapılması,
  • UYAP ortamında usulüne  uygun ve eksiksiz bir şekilde girişi yapılan 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında öngörülen belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin infazına ilişkin ilamın,ilgili adli kolluğa fiziki olarak gönderilmesi uygulanmasından vazgeçilerek UYAP Bilişim Sisteminin KİHBİ Bilgi Sistemi ile entegrasyonu sayesinde ülke genelinde kolluk biriminde yetki verilen personel tarafından sorgulanması ve bu suretle maddede öngörülen tedbirlerin takibine işlerlik kazandırılması,

5- 5237 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla;

  1. Hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, ayrıca cezanın infazından sonra işle­mek üzere, hükümde belirtilen cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetki­nin kullanılmasının yasaklanmasına da karar verileceğinden, bu hâlde söz konusu hak yoksunluğunun, mahkûm olunan hapis cezasının infazından sonra da kararda belirtilen süre sonuna kadar devam edeceğinin,
  2. Sadece adli para cezasına mahkûmiyet hâlinde ise, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katma kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklan­masına da karar verileceğinden, bu hâlde söz konusu hak yoksunluğunun, adli para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlayacağının

hatırdan çıkarılmaması.