İbadethanelere Ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunun Cezası Nedir?
MADDE 153- (1) İbadethanelere, bunların eklentilerine, buralardaki eşyaya, mezarlara, bunların üzerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere, mezarlıklann korunmasına yönelik olarak yapılan yapılara yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar veren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
- Birinci fıkrada belirtilen yerleri ve yapıları kirleten kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
- Birinci ve ikinci fıkralardaki fiillerin, ilgili dinî inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
İbadethanelere Ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunun Koruduğu Hukuki Değer
Madde metninde, ibadethanelere, bunların eklentilerine, buralardaki eşyaya, mezarlara, bunların üzerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere, mezarlıkların korunmasına yönelik olarak yapılan yapılara zarar verme fiilleri bağımsız bir suç olarak tanımlanmıştır. Korunan hukuki değer bir dinin ibadethaneleri ile mezarlıklardaki tesislerin ve mezarlıkların malvarlığıdır.
Maddenin 3. fıkrasında suçun konusunu oluşturan ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme eyleminin, bu yerlerle ilgili dini inancı benimsemiş olan toplum kesimine hakaret amacıyla işlenmiş olmasının cezanın artırım nedeni olarak kabul edilmesi, o inanca sahip kimselerin dini inançlarının koruma altına alındığı düşüncesini uyandırabilir. Ancak sözü edilen yerlerin hakaret amacıyla zarara uğratılmasının cezanın artırım nedeni olarak kabul edilmesi nedeniyle, suçun malvarlığına karşı işlenen bir suç olarak kabulü daha doğru olacaktır.
İbadethanelere Ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunun Maddi Öğesi
Suçun faili herkes olabilir. Fail bakımından bir Özellik aranmamıştır.
İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçunun mağduru yoktur. Suçun zarar göreni devlet ve toplumdur. Hiç kimse ölen yakınının mezarının veya dini inancına ilişkin ibadethanenin zarara uğratıimasmı istemez.
Mezarlıkların mülkiyeti belediye ve köy tüzel kişiliklerine ait olduğuna göre, suçtan zarar gören de ancak bu tüzel kişilikler olabilir.
İbadethanelere Ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunun Konusu
İbadethaneler, bunların eklentileri, buralardaki eşya, mezarlar, bunların üzerindeki yapılar, mezarlıklardaki tesisler, mezarlıkların korunmasına yönelik olarak yapılan yapılar suçun maddi konusunu oluşturur.
İbadethanelere Ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunda Hareket ve Neticesi
Söz konusu suçun oluşması için, bu bina ve tesislere yıkmak, bozmak ya da kırmak suretiyle zarar verilmesi gerekir. İbadethanelere, bunların eklentilerine, buralardaki eşyaya, mezarlara, bunların üzerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere, mezarlıkların korunmasına yönelik olarak yapılan yapılara yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar verildiği anda suç oluşur. Aynı şekilde bunların kirletilmesi anında 2. fıkrada öngörülen suç tamamlanır. Bu eylemlerin ilgili dini inancı benimseyen kişilere hakaret amacıyla yapılmış olması durumunda da suçun tamamlanma anı değişmez.
Maddenin ikinci fıkrasında, ibadethaneleri, bunların eklentilerini, buralardaki eşyayı, mezarları, bunlann üzerindeki yapıları, mezarlıklardaki tesisleri, mezarlıkların korunmasına yönelik olarak yapılan yapıları kirletmek, suç olarak tanımlanmıştır. Mezarlıklara atık ve artık bırakmak, ibadethanelerin duvarına yazı yazmak, afiş veya ilan yapıştırmak, resim yapmak, kirletme fiilinin örneklerini oluşturmaktadır.
Üçüncü fıkraya göre, birinci ve ikinci fıkralardaki fiillerin, ilgili dinî inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlenmesi, bu fıkralara göre verilecek cezanın artırılmasını gerektirir. Suç oluşturan “yıkmak, bozmak veya kırmak” eylemlerinin ilgili dini inancı benimseyen toplum kesimini değil, yalnızca mezar sahibine hakaret amacıyla yapılmış olması durumunda koşullan varsa TCK’nın 130. maddesinde öngörülen bir kimsenin öldükten sonra hatırasına hakaret suçu oluşabilir.
İbadethanelere Ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunun Manevi Öğesi
Failin, ibadethanelere, bunların eklentilerine, buralardaki eşyaya, mezarlara, bunların üzerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere, mezarlıkların korunmasına yönelik olarak yapılan yapılara yıkmak, bozmak veya kırmak ya da kirletmek bilinç ve iradesi ile eylemini gerçekleştirmesi suçun oluşması için gerekli ve yeterlidir.
Maddenin ilk iki fıkrasındaki suçlar doğrudan kastla işlenebilir. Bunun yanında 3. fıkrada öngörülen suçun maddi konusu olan şeylere, “yıkmak, bozmak, kırmak veya kirletmek” eylemlerinin ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlenmesi suçunun oluşması için failin saikinin önemi bulunmasa da, amacının, dini inancı benimseyen toplum kesimini hakaret etmek küçümsemek olması gerekir. Çünkü maddenin 3. fıkrasına ilişkin metinde suçun “tahkir maksadıyla” işlenmesinden söz edilmiştir. Dolayısıyla 3. fıkrada öngörülen cezanın arttırılarak belirlenmesini öngören nitelikli halin oluşması, failin sözü edilen eylemleri “tahkir” özel kastıyla gerçekleştirmesine bağlıdır.
İbadethanelere Ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunun Yaptırımı
İbadethanelere, bunların eklentilerine, buralardaki eşyaya, mezarlara, bunların üzerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere, mezarlıkların korunmasına yönelik olarak yapılan yapılara yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar veren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Birinci fıkrada belirtilen yerleri ve yapıları kirleten kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
Birinci ve ikinci fıkralardaki fiillerin, ilgili dinî inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlenmesi hâlinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
Maddenin 1. ve 2. fıkralarında öngörülen suçlara ilişkin olan bu hapis cezalarının alt sınırının bir yıl ve üç ay olduğu, bu sürelerin ise TCK’nın, 49/2. maddesi uyarınca kısa süreli kabul edildiği gözetildiğinde, hakimin cezayı alt sınırdan vermesi durumunda 50/1. madde uyarınca adli para cezasına ya da diğer bir tedbire çevirmesi de olanaklıdır. Ancak bu halde cezanın ertelenmesi olanağı yoktur. Bunun yanında sonuç ceza, 51. maddede öngörülen iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ise mahkum edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır.
Hakim 1. fıkrada öngörülen hapis cezasını iki yıl ya da daha az olarak belirle-mişse, 51. maddenin verdiği erteleme yetkisini de kullanabilir. Ancak hapsin adli para cezasına çevrilmiş olması söz konusu ise, bu yetkinin kullanılması adli para cezasını kapsamaz.
Hakim, 2. fıkraya ilişkin cezayı seçimlik olarak öngörülen adli para cezası olarak da belirleyebilir. Bu durumda 153/2. maddesinde adli para cezasına ilişkin bir sınır belirlenmemiş olduğundan TCK’nın 52/1. maddesi uyarınca beş gün ile yediyüzotuz gün arasında belirlenecek gün tam sayısı, 52/2. maddede belirtilen değerler arasında takdir olunacak bir miktar ile çarpılır ve sonuç adli para cezası hükmolunur.
İbadethanelere Ve Mezarlıklara Zarar Verme Kovuşturma Ve Görevli Mahkeme
Suçun kovuşturulması şikayet koşuluna bağlı değildir. Maddenin 1. fıkrasında düzenlenen suçun yargılamasını yapmakla görevli mahkeme Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 11. maddesi uyarınca asliye ceza mahkemesi, 2. fıkrada düzenlenen suçu yargılamakla görevli mahkeme ise 10. madde uyarınca sulh ceza mahkemesidir.