Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçunun Cezası Nedir?

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçunun Cezası Nedir?

MADDE 133- (1) Kişiler arasındaki alenî olmayan konuşmaları, taraflardan her­hangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

  • Katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların nzası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
  • Yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerden biri işlenerek elde edildiği bilinen bilgiler­den yarar sağlayan veya bunları başkalarına veren veya diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Bu konuşmaların basın ve yayın yoluyla yayınlanması hâlinde de, aynı cezaya hükmolunur.

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Korunan Hukuki Değer

Maddede kişiler arasındaki alenî olmayan konuşmaların ve söyleşilerin din­lenmesi ve kayda alınması suç olarak kabul edilmiştir. Korunan hukuki değer kişile­rin özel hayatının gizliliğidir.

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Maddi Öğe

Herkes tarafından işlenebilen bir suçtur. Madde metninde suçun faili olarak, “kişi” tabiri kullanılmıştır. 1. fıkrada sözü edilen suçu, aleni olmayan konuşmanın tarafı olmayan kişi işleyebilir.

Maddenin 2. fıkrasında ise, aleni olmayan söyleşiye katılan kişilerden biri su­çun faili olabilecektir.

Suçun kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde verilecek cezanın 137. madde uyarınca arttırılarak belir­lenmesi öngörülmüştür. Bu durumda suç nitelikli hale dönüşür. Nitelikli hale dönü­şen suçun şikayete bağlı olmaktan çıktığı genel olarak kabul edilmektedir.

Maddenin 3. fıkrasında öngörülen suçun faili ise, ilk iki fıkrada öngörülen yol­larla elde edilen bilgilerden yarar sağlayan veya bunları başkalarına veren veya diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin eden ya da basın yoluyla yayınlayan kişi olabilir.

Suçun mağduru aleni olmayan konuşmaları dinlenen ya da aleni olmayan söy­leşisi kayda alınan veya kendi zararına bunlardan yarar sağlanan kimsedir.

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Suçun Konusu

Aleni olmayan, gizli ya da gizli olmayan her türlü konuşma ya da söyleşi suçun konusunu oluşturur.

Konuşma ya da söyleşinin yapıldığı yerin önemi yoktur. Yeter ki herkese açık ve aleni nitelikte yapılmış bulunmasın. Herkese açık yerde bile yapılmış olsa aleni olmayan konuşmalar ve söyleşiler suçun konusunu oluşturur. Aleniyet, kavramı suçun niteliğine göre anlamlandırılmak, herkesin algılamasına açıklık olarak anla­şılmalıdır.

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Hareket ve Neticesi

Maddenin 1. fıkrasında, kişiler arasındaki aleni (herkese açık) olmayan ko­nuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suç olarak tanımlanmaktadır. Bir arada bulunan kişiler arasında yapılan konuşmanın aleni olmayan konuşma olarak kabulü için konuşmanın yapıldığı yerin önemi yoktur. Bu bakımdan, örneğin bir parkta iki kişi arasında geçen konuşmanın başkaları tarafından ancak özel gayret gösterilerek duyulabilecek olması hâlinde, aleni olmayan konuşma söz konusudur. Keza, örne­ğin bir evde sınırlı sayıda kişiler arasında yapılan konuşma da, aleni olmayan bir konuşmadır. Burada aleni olmayan konuşmadan anlaşılması gereken iki kişi arasın­daki haberleşme değil, gizli nitelik taşımasa bile belirli kişiler arasındaki konuşma­lardır.

Aleni olmayan konuşmanın bir aletle dinlenmesi veya bir ses alma cihazı İle kayda alınması ile 1. fıkrada tanımlanan suç oluşur. Taraflardan birisinin diğer konuşanların rızası olmadan kayda alan kişinin eylemi Maddenin 2. fıkrasındaki suçu oluşturur. Suçun oluşabilmesi için, konuşma­nın taraflarından herhangi birinin rızasının olmaması yeterlidir. Bu bakımdan ko­nuşmanın taraflarından birinin rızasının olması, fiili suç olmaktan çıkarmayacaktır. Rızası olmayan kişi sayısınca suç oluşmakla birlikte bir suç işleme kararıyla birden fazla kişinin konuşmalarının kayda alınması söz konusu olduğundan TCK’nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanmalıdır.

Maddenin 2. fıkrasında, kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaların, söy­leşiye katılan kişilerden biri tarafından diğerlerinin rızası olmadan kayda alınması, suç olarak tanımlanmıştır. Kayda alma, ses ya da görüntülü kayıt cihazı ile gerçek­leştirilebilir. 2. fıkrada sözü edilen suçun oluşabilmesi kişiler arasındaki söyleşinin kaydedilmiş olması gerekir. İki kişi arasındaki konuşmanın konuşmayı yapan kişi­lerden biri tarafından kaydı suç oluşturur. Ancak bir suçun mağduru konumundaki kişinin, failin konuşmalarını delil olarak kayda alması suç oluşturmaz ve mahke­mede delil olarak kullanılabilir. Çünkü kişi, kendisine karşı yapılan haksız harekete karşı delil toplama niteliğinde bir eylemde bulunmaktadır. Konuşmaları karşı tara­fın rızası olmadan kayda alma kastı yoktur. Kendisine karşı gerçekleştirilen eylemi delillendirme iradesi ve kastı vardır. CMK’nın 135/7. fıkrası “Bu Maddede belirlenen esas ve usuller dışında hiç kimse, bir başkasının telekomünikasyon yoluyla iletişimini dinleyemez ve kayda alamaz.”hükmünü içermekte, hükümle kişinin üçüncü kişilerin iletişimini dinlemesi yasaklanmakta, ancak delil niteliğinde kendisi ile başkası arasındaki konuşmayı kaydetmesine engel bir hüküm bulunmamaktadır kanaatindeyiz.

5271 sayılı CMK’nın 140. maddesi uyarınca ve bu maddede öngörülen suçlara ilişkin ve yine aynı maddede öngörülen koşullara uyulmak koşuluyla şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses veya görüntü kaydı alınabilir. Ancak elde edilen deliller, yukarıda sayılan suçlarla ilgili soruşturma ve kovuşturma dışında kullanılamaz; ceza kovuşmrması bakımın­dan gerekli olmadığı takdirde Cumhuriyet savcısının gözetiminde derhâl yok edilir. Bu Madde hükümleri, kişinin konutunda uygulanamaz. Dolayısıyla sanık ya da şüphelinin 140. maddede öngörülen suçlara ilişkin takip sırasında konuşmalarının dinlenmesi ve kayda alınması suç oluşturmaz.

Maddenin üçüncü fıkrasına göre, bir ve ikinci fıkralarda tanımlanan suçların işlenmesi suretiyle elde edildiği bilinen veya böyle elde edildiği kabul edilebilecek olan bilgilerden yarar sağlanması veya bunların başkalarına verilmesi veya bunlar­dan diğer kişilerin bilgi edinmelerinin temin edilmesi, suç olarak tanımlanmıştır. Bu konuşma içeriklerinin basın ve yayın yoluyla yayınlanması, daha ağır ceza ile ceza­landırılmayı gerektirmektedir.

Failin 1. veya 2. fıkra uyarınca elde ettiği konuşma içeriğini 3. fıkrada öngö­rüldüğü üzere kullanılması ayrı bir suç oluşturur. Fail her iki eylemi nedeniyle ayrı ayrı cezalandırılır.

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Manevi Öğesi

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu doğrudan kastla işlenebilir. Failin bilerek ve isteyerek hukuka aykırı olarak aleni olmayan konuşmaları dinlemesi ve kayda alması ile suç oluşur. Suçun taksirle işlenmesi olanaklı değildir. TCK’nın 22/1. maddesi uyarınca taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır.

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Yaptırım

Maddenin 1. fıkrası uyarınca kişiler arasındaki alenî olmayan konuşmala­rı, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinleyen veya bun­ları bir ses alma cihazı ile kaydeden kişi, iki aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

  1. fıkrada katıldığı aleni olmayan bir söyleşiyi, diğer konuşanların rızası olmadan ses alma cihazı ile kayda alan kişinin, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılması öngörülmüştür.
  2. fıkrada ise, yukarıdaki fıkralarda yazılı fiillerden biri işlenerek elde e-dildiği bilinen bilgilerden yarar sağlayan veya bunları başkalarına veren veya diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin eden kişinin, altı aydan iki yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılması benimsenmiştir. Bu konuşmaların basın ve yayın yoluyla yayınlanması hâlinde de, aynı cezaya hükmolunur.

Maddenin 1. fıkrasındaki suç için hapis cezası öngörülmüştür. Hakim kısa sü­reli bir hapis cezası belirlemişse, cezayı 50/1. maddesinde öngörülen adli para ceza­sı veya diğer seçenek yaptırımlardan birine çevirebilir. Adli para cezasına çevrilme­si tercih olunduğunda, TCK’nm 52/2. maddesi uyarınca öngörülen değerler ara­sında bir miktarın, belirlenen hapis cezasıyla çarpılması ile sonuç adli para cezası bulunacaktır.

Maddenin 2. fıkrası uygulamasında hapis ve adli para cezası seçimlik olarak öngörülmüştür. Hakimin seçimlik cezalardan hapsi tercih etmesi durumunda TCK’nm 133/2. maddesi uyarınca fail hakkında bir aydan az olmamak üzere altı aya kadar hapis cezasına hükmedilmesi olanaklıdır. TCK’nm 50/2. maddesi uya­rınca suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adli para cezasına çevrilemez.

Bu durumda hakim öncelikle hapis cezasına mı yoksa adli para cezasına mı hükmedeceğine karar verecektir. Hakimin hapsi tercih etmemesi ve adli para ceza­sına hükmetmeye karar vermesi olanaklıdır.

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması Uzlaşma- Kovuşturma-Görevli Mahkeme

TCK’nın 73. maddesinin 1. ve 2. fıkraları uyarınca soruşturulması ve kovuş­turulması şikayete bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar.

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçları, TCK’nın 139. maddesi uyarınca şikayete bağlı olup 5271 sayılı CMK’nın 5560 sayılı Kanunla değişik 253./1 maddesine göre uzlaştırma hükümlerine tabidir.

Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 10. maddesi uyarınca yargılamayı yapmakla görevli mahkeme sulh ceza mahkemesidir.